TROİADAN GÜNÜMÜZE KAZDAĞLARI?NDA YAPI KÜLTÜRÜ

Mimar İsmail Erten

İnönü Cad. No:189/6-Çanakkale (Tel/faks: 0.286.217 61 51)  E.mail: iserten@yahoo.com

 

Kültürlerin Kesişimi/Alaşımı

Çanakkale kültürlerin kesiştiği ve alaşıma dönüştüğü bölgedir. Güneyden gelen Ege kültürü, Kuzeyden gelen Trakya kültürü ve Doğudan gelen İç Anadolu kültürü Çanakkale?de harman olur, kucaklaşır. Çok/çoğul kültürlülük bu bölgenin vazgeçilmezidir. Çanakkale ve bölgesinde baskın bir kültür yoktur. Dolayısıyla farklılıkların birbiriyle uzlaştığı bir coğrafyadan bahsediyoruz.

Çanakkale il sınırlarındaki yapı havzaları su ile gelişir. Bu çerçevede 3 yapı havzası bölgede varlığını gösterir.

Birinci Yapı Havzası; Deniz boyunca, Edremit körfezi, Ege kıyıları ve adalar, Çanakkale boğazı, Saroz körfezi ve Marmara denizi kıyısal alanları belli ortaklıkların oluşturduğu yapı havza ve kültürünü kapsar.

İkinci Yapı Havzası; Kazdağların kuzey doğu bölümünden başlayıp, batı yönünde ilerleyen ve Çanakkale boğazının girişinde Ege deniziyle buluşan Karamenderes çayı boyunca oluşan yapı havzası bir başka ortaklığı gösterir.

Üçüncü Yapı Havzası; Yine Kazdağların kuzey doğu bölümünden başlayıp, kuzey yönünde ilerleyen ve Çanakkale boğazının bitişinde Marmara denizi ile buluşan Kocabaş çayı boyunca oluşan yapı havzası kültürün bir başka göstergesidir.

Tüm bu kültür ve yapı havzasının oluşumu, binlerce yılın ürünüdür. Homeros?tan Strabon?a, Troia?dan Çanakkale?ye, Roma?dan, Osmanlı?ya ve de Türkiye Cumhuriyetine, 5000 yılın birikimidir bu oluşum.

Troas?da Malzeme ve Çatılar

Troas bölgesinde (Biga Yarımadasında) Arkeolog Rüstem Aslan ile yaptığımız ortak çalışmada, bölgenin yapı malzeme ve çatı özellikleri konusunu derinlemesine inceledik. İncelemelerimiz sonucu, tarihi ve geleneksel malzeme olan taş, kerpiç ve ahşabın bölgesel farklılıklarla kullanıldığı belirlenmiştir. Kıyı kesimler taş malzemeyi, dağlık ve ormanlık kesimler ahşabı, iç bölümler ve ovalar ise kerpiç malzemeyi yoğunluklu olarak kullanmıştır. Yapı çatı tipleri olan kiremit kırma çatı ile toprak düz dam çatı yağış durumu ve iklim göz önüne alınarak bölgede kullanılmıştır.Tıpkı kültürlerin kucaklaştığı alaşımlar gibi, farklı malzemeler de Çanakkale bölgesinde uyumlu bir ahengin çoğulculuğunu bizlere ispatlar.

Kazdağları Yapı Kültürü

Kazdağları yapı malzemeleri incelendiğinde, güney yönünde ve deniz boyunca taş malzeme kullanılır, kuzey bölümlerinde ise taş, ahşap ve içlere doğru kerpiç malzeme ağırlıklı hissedilir. Kırma kiremit çatı ile düz toprak dam çatı bölgenin her yöresinde yan yana görülür.

Kazdağlarının güney yamaçlarında yer alan yerleşmeler(Behramkale, Büyükhusun, Kozlu, Sazlı, Kayalar, Ahmetce, Nusratlı, Arıklı, Yeşilyurt, K.Çetmi, Bahçedere, Adatepe) incelendiğinde, insanoğlunun akılla ve bilgiyle bugüne ulaştığı gözlenir. Behramkale ile il sınırını oluşturan mıhlı çayı arasındaki yerleşmeler, güvenlik amaçlı olarak denizden uzağa ve önünü kapatacak bir tepe ve yükselti siper edilerek oluşturulmuştur. Ancak, zeytinlikler ile ormanın kesişim noktası ve ortalama eşit yükseklik yerleşmenin mantığını oluşturur. Böylece, deniz bölümünde tarım, dağ bölümünde ise hayvancılık yapmaya olanaklı ve yaşadığı ve doyduğu ortamı kirletmeyen, yok etmeyen yerleşimler oluşmuştur.

Bir Kazdağları Yerleşmesi:ADATEPE

Bu yerleşmelerden Adatepe incelendiğinde yapı kültürünün incelikleri, akılla bezenen mekanları bizlere yol gösterir. Adatepe, 1960?larda kentleşmeyle birlikte terk edilme süreci yaşayan, 1990?lardan itibaren büyük kent kaçkınlarının ikinci konut mekanı olarak rağbet gösterdiği bir yerleşimdir. Osmanlı döneminde, Rum ve Müslüman azınlığın birlikte yaşadığı, 800 yapı kalıntısının tespit edilebildiği, dönemin büyük bir yerleşimidir. Birinci dünya savaşı ve kurtuluş savaşı sonrası yaşananlar ile 1924?lerdeki mübadele Rum nüfusun köyden ayrılmasına yol açar.

Osmanlı döneminin yerleşim izleri incelendiğinde, kilise(yıkılmıştır) ve cami etrafındaki 2 farklı meydan Rum ve Müslüman mahallelerini de işaret eder. Bu 2 merkezin ortasında idari alanlar ile köyün ekonomik durumu iyi olan zenginlerine ait yapılar yer alır.

Genel yapı malzemesi taştır. Taş yapıdaki kullanıma bağlı olarak evin ekonomik durumunu da dışarıya gösterir. Zenginler evlerini ince yontu taştan ve kat arası-pencere silmelerinin, sövelerinin estetik gösterişiyle bezerler. Orta ve alt gelir grubu ise, kaba yontu taş ve ahşap hatılı binasında kullanır. Taş işleme yöntemi kamalı sistemdir, büyük ve küçük taşların ahenkli birleşimi zanaatın bizlere gösterisidir. Günümüze kadar ulaşmış bir başka yapı tekniği ahşap çatkılı hımış evlerdir. Büyük ölçekli Müslüman konaklarının 3-5 adedi bu yerleşimde de, farklı bir örnek olarak karşımıza çıkar.Ana bina çatıları kırma çatı ve kiremittir. Tek katlı eklenti ve müştemilatlar ise toprak dam düz çatıdır. Adatepe konutlarının karakteristik özelliği, bir bahçe içinde, 2 katlı ana bina ile bu binaya bitişik tek katlı eklentinin (ahır, kiler, depo,vb.) var olmasıdır. Yapıların kapı pencereleri ile ara kat döşemesi ve çatı taşıyıcısı mutlaka ahşaptır.

Sonuç olarak,

-Bölgemiz, geçişlerin ve farklılıkların, kültür alışverişiyle, alaşım ettiği, önemli bir havzayı oluşturur. Her birimiz bu değerin farkına varmalıyız.

-Tüm bu kültürel değerler, yok olma sürecindedir. Korumacılık ivedilikle yaygınlaştırılmalıdır.

-Özellikle yapı kültürü konusunda hızla belgeleme çalışması başlatılmalı ve belge-bilgiler halkın kullanımına sunulmalıdır.

-Adatepe ve Behramkale yerleşmeleri 20 yıla yaklaşan bir süredir kentsel sit alanıdır. Fakat ilgili idareler bu alanların koruma planlamasını hala yapmamıştır. Korumacılık ilkelerinin gözeten koruma planı ivedilikle yapılmalıdır.

-Aynı durum diğer sit alanları içinde gözetilmeli ve plansız korumacılığın(koruyamamanın) önüne geçilmelidir.

-Malzeme, çatı tipi, mekan organizasyonları ve diğer açılardan, bölge yerleşmeleri ve köyler, üniversitelerimizin ilgili bölümleri tarafından araştırılmalı, araştırma sonuçları belgelenmeli, kitaplaştırılmalıdır.

-Aynı yöndeki çalışmalar için belediyeler ve yerel yönetimler mutlaka kaynak ayırmalı ve çalışmaları teşvik etmelidir.

-Yerelde yaşayanlar, ellerindeki yapı kültürünün farkına varmalıdır. Bu yöndeki bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları vakit geçirilmeden başlatılmalıdır.