Category Archives: Makaleler

KAZDAĞLARI BİLİM VE DOĞA EĞİTİMİ 2015 ETKİNLİK PROGRAMI

kazdaglari_kamp_afis

YENİ KUŞAK KÖY ENSTİTÜLERİ DERNEĞİ, ÇANAKKALE ŞUBESİ

KAZDAĞLARI BİLİM VE DOĞA EĞİTİMİ 2015 ETKİNLİK PROGRAMI

   24 – 30 Ağustos 2015

DAĞ,TARİH,ASTRONOMİ,MÜZİK,ARKEOLOJİ,DENİZ…HİÇ BU KADAR İÇ İÇE OLMAMIŞTIR.ETKİNLİĞİMİZDE BÜTÜN BUNLARI DALINDA UZMAN DEĞERLİ HOCALARIMIZLA PAYLAŞACAĞIZ…KEŞKE BİTMESE DİYEBİLECEĞİMİZ BİR ETKİNLİK OLACAK…

YKKD den tam bir tatil programı; Kazdağlarının zirvesinedoğa  gezileri;  Egenin mavi sularında dinlenme , ASOS ve Babakalede tarih, Akşamları sosyal ve kültürle etkinlikler hepsi bir arada  KAZDAĞLARI BİLİM VE DOĞA EĞİTİMİ 2015 ETKİNLİK PROGRAMI

24 – 30 Ağustos 2015

http://www.canakkaleyenikusak.com/

KAYIT İÇİN TIKLAYINIZ

Ziraat Bankası IBAN NO:TR320001000813538988075001
İletişim Telefonu- Ferhat Korkut: 05425736667
Elektronik Posta:kazdaglarim@gmail.com

24.08.2015 Pazartesi   

etknlk

09.00-13.00 Bütün Katılımcılar ile Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Yüksek Okulu Eğitim ve Uygulama Tesisleri (BUBYO) da Buluşma. Yerleşme (Öğle Yemeği 13.00-14.00).

16.00 -18.00 Öğr. Gör. Arzu BAYINDIR / Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

Yaratıcı Drama Eşliğinde Katılımcıların Tanışması ve Yaratıcı Dramanın Bilim ve Doğa Eğitimindeki Rolüne İlişkin Uygulama

 

19.00-20.30 Akşam Yemeği

20:30-23.30 Sosyal ve Bilimsel Etkinlikler

 

25.08.2015 Salı   

 

08.00 – 09.00  Kahvaltı

09.00 -13.30 Assos,  Apollon Smitheon                  

                    ( Prof. Dr. R. ASLAN ve Prof. Turan Takaoğlu)

 

13.30 -14.30 Öğle Yemeği

14.30 -19:00 Babakale

20.00 -21.00  Akşam Yemeği

20:30-23.30 Sosyal ve Bilimsel Etkinlikler

 

26.08.2015 Çarşamba

 

08.00 – 09.00  Kahvaltı

09.00 -17.30  Küçükkuyu’da Zeus Altarı, Evren Ertür Zeytinyağı Müzesinin Gezilmesi, Zeytin ve Zeytinyağına İlişkin Uygulama Çalışması  

 

13.30 -14.30 Öğle Yemeği

14:30-19.00 Halkbilim (Folklor) Gezisi (Tahtakuşlar Etnoğrafya

Galerisi, Sıdıka Erke Etnoğrafya Müzesi, Hareketli Etnoğrafya Müzesi ) , Antandros  

 

20.00 -21.00  Akşam Yemeği

20:30-23.30 Sosyal ve Bilimsel Etkinlikler

 

27.08.2015 Perşembe

 

08.00 – 09.00  Kahvaltı

 

09.30 -20.30 Prof. Dr. Abdullah SOYKAN / Balıkesir Üniversitesi

Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nın Doğal, Arkeolojik, Tarihi ve Kültürel Kaynak Değerleri’ nin Yerinde Gözlemi İçin Ayvalık Gezisi (Tekne ile, 3 kez Yüzme Molalı)

 

13.30 -14.30 Öğle Yemeği (Tekne’de Balık (yiyebildiğiniz kadar), Salata ve Meyve)

19:30 -20.30  Akşam Yemeği

20:30-23.30 Sosyal ve Bilimsel Etkinlikler

 

28.08.2015 Cuma

 

08.00 – 09.00 Kahvaltı

09.00 -17.30 Prof. Dr. Abdullah SOYKAN / Balıkesir Üniversitesi (Veya Eski MP Mühendisi Hasan Basri AVCI)

Kazdağı Milli Parkı’nın Doğal, Arkeolojik, Tarihi ve Kültürel Kaynak Değerleri’ nin Yerinde Gözlemi İçin (Zeytinli – Mehmetalan – Kapıdağ – Tozlu – Karanlık Dere – Akyar, Sütüven Şelalesi,

Hasanboğuldu Anıt Çınar, Kızılkeçili Köyü Güzergahında Yapısal ve Biyocoğrafik Özellikleri Tanımak Amacıyla Yapılacak Uygulama Çalışmaları).

 

13.30 -14.30 Öğle Yemeği (Kumanya, Tozlu Yaylası’nda Soğuk Piknik)

19.00-20.30 Akşam Yemeği

20:30-23.30 Sosyal ve Bilimsel Etkinlikler

 

 

29.08.2015 Cumartesi

 

08.00 – 09.00 Kahvaltı

09.30 – 11.30 Havran ve çevresinde maden ocakları ve Kazdağlarında madenciliğin çevre zararları , Doç Dr Rüştü Ilgar

13.30 -14.30 Öğle Yemeği

20:30-23.30 Sosyal ve Bilimsel Etkinlikler

 

30.08.2015 Pazar

 

08.00 – 09.00 Kahvaltı

09.00 – 11.30  Genel Değerlendirme (Proje Ekibi ve Mevcut Eğitmenler ile birlikte)

11.30 – 12.30  Öğle yemeği ve Kamptan ayrılma

 

Orkideler

Radikal Gazetesi:

Orkide ÇOMÜ?den Kaan Hürkan?ın tez konusuydu. Hürkan her yıl salep ve şifa için 80 milyon kök orkidenin söküldüğünü söyledi.

03/05/2009

BURAK GEZEN (Arşivi)

ÇANAKKALE –  ?Kazdağlarındaki 38 orkide türü, salebin hammadmesi ve birçok hastalığa şifa olduğu için tehlike altında?.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Bilimleri Enstitüsü Biyoloji Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi Kaan Hürkan, tez çalışması kapsamında, Kazdağlarındaki orkide türü sayısının  38?e ulaştığını belirledi. Hürkan?ın ikinci tespitiyse bu türlerin aşırı söküm nedeniyle yok olma tehdidi altında olmasıydı.
Orkide (orchidaceae) dünyanın en çok tür içeren familyalarından.
Sadece Çanakkale?nin Çan ilçesi sınırlarında kalan bölgede 17 orkide türünün varlığını ortaya çıkardıklarını anlatan Kaan Hürkan şu bilgileri verdi:
?Orkide bitkileri, estetik güzelliklerinin yanı sıra salepin hammaddesi. Orkide yumrularında yüzde 11- 44 glikomannan, yüzde 8-19 nişasta, yüzde 1-4 şekerler, yüzde 0.5-1.5 azotlu maddeler, yüzde 2-10 kül ve yüzde 8-12 su bulunur. Glikomannan ve nişasta su tutma özelliğine sahip olduğundan Maraş dondurmasında kıvam artırıcı olarak kullanılır. Ayrıca vücudu sıcak tutma, soğuk algınlığı ve öksürüğe karşı etkileri halk arasında çok eski dönemlerden beri bilinir.?
Hürkan?a göre orkidelerin geleceği de tehdit altında:
?Ülkemizde her yıl ortalama 80 milyon orkide yumrusu topraktan sökülüyor. Bir orkide bitkisinin tohum safhasından, yeni bir bitki verinceye kadar geçen süre asgari dört yıl. Bunun nedeni, orkide tohumlarının çimlenebilmesi için mikorizaya (Rhizoctonia cinsine ait bir mantar tarafından enfekte edilme durumu) bağımlı olmasıdır. Bu kadar özel şartlarda ve uzun sürede gelişen bu bitkilerin yumruları bilinçsizce topraktan sökülerek yok edilmektedir. Kimseyi salep içme keyfinden mahrum bırakamayız, fakat orkide yumrularını toplarken bir sonraki sene bu bitkiyi yerinde görmek istiyorsak, eski yumruyu alıp, yeni yumruyu yerinde bırakmaya kesinlikle dikkat etmeliyiz. Ayrıca bu bitkilerin yumrularının ihracatı Tarım Bakanlığı tarafından yasaklanmıştır. Doğal kaynakları yok etmeden sürdürülebilir bir şekilde kullanmak, doğanın kendine özel dengesini bozmamak ve bu güzellikleri sonraki nesillere taşımak hepimizin en temel görevlerindendir.?

Kazdağı Ve Biyoçeşitlilik

Kazdağı Ve Biyoçeşitlilik

Ülkemiz Biyoçeşitliliği

Biyolojik çeşitlilik; kara, deniz ve diğer su ekosistemleri ile bu ekosistemlerin bir parçası olan ekolojik yapılar da dahil olmak üzere tüm kaynaklardaki canlı organizmalar arasındaki farklılaşma anlamına gelmektedir.
Ülkemiz; Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan olarak isimlendirilen üç biyocoğrafik bölgeye ve bunların geçiş zonlarına sahip olması ve iki kıta arasındaki köprü konumu nedeniyle iklimsel ve coğrafik özelliklerin kısa aralıklarla değişmesi sonucu biyolojik çeşitlilik açısından oldukça zengindir.

Ülkemizdeki omurgasız hayvan türü sayısı yaklaşık 19.000?dir ve bunlardan yaklaşık 4.000 tür/alttür endemiktir (sadece o bölgeye özgü). Toplam omurgalı hayvan türü sayısı ise 1500?e yakındır ve bunların 100? den fazlası endemiktir.
Ülkemizin bitkisel biyoçeşitliliğine bakacak olursak; tüm Avrupa kıtasında 12.500 açık ve kapalı tohumlu bitki türü varken, sadece Anadolu?da bu sayıya yakın (yaklaşık 11.000) tür olduğu bilinmektedir ve bu türlerin yaklaşık üçte biri Türkiye?ye özgü endemik türlerdir.

Kazdağı ve Biyoçeşitlilik

Kazdağı Güney Marmara Bölgesi? nin batısında, Edremit Körfezi? nin Kuzey kıyısında yer alır, yüksekliği ve bölgeye düşen yağış miktarı nedeniyle nemli bir iklime sahiptir. Alan bu nedenle doğal bitki örtüsü ve tarımsal ürün çeşitliliği açısından oldukça zengindir. Avrupa ? Sibirya ve Akdeniz bitki coğrafyalarının kesişim noktasında kalması ve bakir olması nedeniyle, bu bölge çok sayıda nadir türe ev sahipliği yapmaktadır.
Kazdağı özellikle bitki, kuş ve memeli türleri açısından önemli bir bölgedir ve 37 bitki türü Önemli Doğa Alanı kriterlerini sağlamaktadır ve bu türlerden 32? si ise sadece Kazdağı? na özgü endemik türlerdir. Bu türlerden bazıları Kazdağı göknarı (Abies nordmanniana subsp. equi-trojana), Kazdağı? na özgü kantaron (Hypericum kazdaghensis), yüksükotu (Digitalis trojana), geven (Astragalus idea), kurt kulağı (Ferulago idaea), yoğurt otu (Galium trojanum), sarıkız çayı (Sideritis trojana)? dır. Kazdağı? nda bulunan bitki türlerinin çoğu tıbbi olarak kullanımı olan bitkilerdir ve ekonomik değerleri oldukça fazladır.

Yırtıcı ve orman kuşları açısından önem taşıyan alanda çok sayıda Anadolu sıvacısı (Sitta krueperi) üremektedir. Alanda üreyen yırtıcıların başında kaya kartalı (Aquila chrysaetos) ve gökdoğan (Falco peregrinus) gelmektedir. Kazdağı Önemli Doğa Alanında yaşayan ve küresel ölçekte önem taşıyan memeli türleri; Mehely? nin nalburunlu yarasası (Rhinolophus mehelyi), uzun ayaklı yarasa (Myotis cappaccinii) ve kirpikli yarasadır (Myotis emarginatus). Ayrıca bu bölgede küresel ölçekte tehdit altında bulunan bir içsu balığı türü olan Capoeta bergamae bulunmaktadır.

Kazdağı? nı Tehdit Eden Faktörler
Çanakkale ? Çan Akışkan Yataklı Termik Santralı, ÇED raporu onaylanmış ancak Danıştay kararı gereği ?ÇED Raporu Olumlu Belgesinin İptali Kararı? verilmiştir. Ancak santral inşaatı bitmiş ve deneme üretimine başlanmış durumdadır. Günümüzde birçok madencilik firması Önemli Doğa Alanı? nın muhtelif yerlerinde maden arama ve işletme ruhsatı başvurusunda bulunmaktadır.
Bölgenin çevresindeki fabrika atıkları sonucu oluşan asit yağmurlarının ÖDA? na etkileri gözlenmektedir. Yangınlar başta kızılçam olmak üzere dağın güney tarafındaki ormanlar için tehdit oluşturmaktadır.

Biyoçeşitlilik Neden Korunmalıdır ?
Biyolojik çeşitlilik, başta gıda olmak üzere insanların temel ihtiyaçlarının karşılanmasında çok önemli yere sahip olan canlı kaynakların temelidir. Bunun dışında; ayrışma, atmosferin kimyasal yapısı ve iklim gibi insanlar için yaşamsal önemi olan ve sadece sağlıklı ve karmaşık ekosistemlerin sürekliliği ile sağlanabilen hizmetler vermektedir.
Tıpta kullanılan ilaçların %50? ye yakınının kökenini yabani canlılar oluşturmaktadır. Üretimi yapılan tüm tarım ürünlerinin, yani kültüre alınmış bitki türlerinin temeli doğada bulunan yabani akrabalarına dayanır. Bu nedenlerle biyolojik çeşitliliği oluşturan bileşenlerin korunmaları ve sürdürülebilir kullanımları, söz konusu doğal yaşamın varlığını ve devamını sağlamak demektir.
Kazdağı, gerek sahip olduğu mükemmel habitat alanları, gerekse bu habitat alanlarında barındırdığı sayısız flora ve fauna zenginlikleriyle tüm canlıların içinde bulunmak isteyeceği bir ortamdır ve bu ortamı korumak hepimizin insanlık görevidir.

Kaan HÜRKAN
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
Fen Bilimleri Enstitüsü
Biyoloji Anabilim Dalı
Kaynaklar

1) Türkiye? nin Biyolojik Çeşitliliği ve Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ? UNEP / GEF Biyolojik Sözleşmesinin Uygulama Projesi.
2) Türkiye? nin Önemli Doğa Alanları. Doğa Derneği yayınları 2006.
3) Gönüz, A., Hürkan, K., 2007. Kazdağları? nın Bitkisel Hazineleri. Troy Dergisi Sayı:28 Sf: 14-17.
4) Kılıç, D. T., Eken, G. 2004. Türkiye?nin Önemli Kuş Alanları 2004 güncellemesi. Doğa Derneği Yayınları, Ankara.

Fotoğraf 1. Kazdağı ? Ayazma (Hürkan)
Fotoğraf 2. Kazdağı Karaçam Ormanları (Hürkan)

KAZDAĞI GÖKNAR ORMANLARININ OPTİMUM KURULUŞLARI İÇİN GEÇİCİ BİR ÖNERİ

KAZDAĞI GÖKNAR ORMANLARININ
OPTİMUM KURULUŞLARI İÇİN GEÇİCİ BİR ÖNERİ
Optimum Structures Of Kazdağı Fir Forests

Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu
İ. Ü. Orman Fakültesi
omers@istanbul.edu.tr

Özetçe

Bir gölge ağacı olan Kazdağı göknarlarının, doğal olarak kendine özgü artım ve büyüme kanuniyetleri olan seçme kuruluşlu ormanlar oluşturduğu bilinen bir gerçek olmasına karşın, aynı yaşlı ormanlar gibi işletilmesi nedeniyle, bu ormanların optimum yapıları ve ekosistemi bozulmuştur. Bugünkü sürdürülebilir ormancılık kavramına uygun olmayan mevcut işletme şekliyle, bu göknar ormanları çok düşük bir artımla işletilmektedir. Hâlbuki seçme orman tarzında işletilmesi durumunda, hem ekosistemin ıslahı ve sürekliliği sağlanacak, hem de en az 13 m3/ha veya daha büyük bir artım potansiyeliyle çalıştırılarak, memleket ekonomisine katkıda bulunulacaktır. Bu tebliğde, Kazdağı göknar ormanlarının optimum kuruluşlu seçme ormanlar biçiminde işletilmesine olanak sağlayan, artım ve büyüme kanuniyetleri ile ilgili bilgiler verilecektir.
Anahtar kelimeler: Kazdağı, Kazdağı göknarı, seçme orman, değişik yaşlı orman, bonitet.

Abstract

Although it is a known reality that Kazdağı firs (Abies equi-trojani Aschers et.Sint.) being a shade-tolerant tree form selection forests which have naturally self-specific increment and growth laws, because of that they are managed as even-aged forests, the optimum structures and ecosystems of these forests have been spoiled.With the present management form contrary to the concept of today?s sustainable forestry, these fir forests are managed at a level of very small increment.. Whereas, if they are managed as selection forest, both its ecosystem improvement and sustainability will be provided and a contribution will be made to the economy of the country, running them with an increment potential equal to or more than 13m3/ha. In this paper, information about increment and growth laws, which provide posibilities for the management of Kazdağı firs as optimum structured selection forests.
Key words :Kazdağı, Kazdağı fir, selection forest, uneven-aged forest, site index

Giriş

Uludağ göknarı (A. Bornmülleriana Mattf.) ile Yunanistan göknarının (A. Cephalonica Loud.) doğal bir melezi olan Kazdağı göknarlarının (A. Equı-trojani Aschers. Et Sint.) vatanı Kazdağlarıdır (Kayacık, 1980: 95). Kazdağı göknarı, diğer göknar türleri gibi, bir gölge ağacı olduğundan, doğal olarak aynı yaşlı ve değişik yaşlı meşcereler kurabilmektedir. Ancak her iki meşcere tipi de, seçme kuruluş gösterir. Çeşitli afetler sonucu doğal olarak oluşan aynı yaşlı göknar meşcereleri, müdahale edilmezse, uzun dönemler sonunda olgun ağaçların meşcereden ayrılmasıyla yine değişik yaşlı meşcere formuna dönüşmektedir. Değişik yaşlı göknar meşcerelerinin, aynı yaşlı tek tabakalı ışık ağacı meşcereleri gibi işletilmesi, onların doğal yapılarına uygun olmamakta ve düşük bir artım potansiyeli ile işletilmelerine neden olmaktadır. Göknar ormanlarının, bugünkü amenajman teknikleri ile, seçme işletmesi tarzında işletilmesi halinde dahi, optimum kuruluşa, yani hacım artımını maksimum yapan kuruluşa götürülmesi mümkün olamamakta ve dolayısıyla yapıları bozulmaktadır.

Bugüne kadar değişik yaşlı göknar meşcereleri için geliştirilmiş olan amenajman teknikleri, eta hesabında onların devingen yapılarını dikkate almadığı ve çeşitli varsayımlara dayandığı için kullanılmaları sakıncalı olmaktadır. Yurdumuzda halen kullanılmakta olan Hufnagel?in çap sınıfları yöntemi ile belirlenen eta miktarına göre, uygulanan silvikültürel müdahaleler sonucu, göknar meşcerelerinin gittikçe optimumdan uzaklaştığı görülmektedir. Nedeni ise, Hufnagel?in eta formülünün optimum kuruluşa bağlı olmaksızın, müdahale edilmemesi gereken çap sınıfları için eta vermesidir (Eraslan, 1982: 419; Kapucu, 2004: 405). Değişik yaşlı göknar meşcerelerinin artım hesabı için, meşcere veya çap sınıfları hacım orta ağaçları bazında ele alınması yanlıştır. Bu meşcerelerin eta hesabı, artık tek ağaç bazında düşünülmelidir.

Değişik yaşlı göknar meşcerelerinin eta tespitinde dikkate alınması gereken optimum kuruluşların, yalnız bonitet sınıfının ortasını temsil eden değişmez ortalama bir kuruluş olarak alınması da yanlış olmaktadır (Eraslan-Yüksel-Giray, 1984). Bonitet sınıfına ait kuruluşlara göre saptanan etalar, bonitet sınıfının ortasına kısmen uygun olmasına karşın, bonitet sınıfının alt ve üst sınırlarına doğru yaklaşıldıkça meşcerelere hiç uymaz ve meşcere yapısının bozulmasına neden olur. Bu nedenle optimum kuruluşlar, her meşcerenin bonitet endeksine, istenen amaç çapına ve hacım artımını maksimum yapan sıklığa göre düzenlenmelidir.

Eta tespitinin, optimum kuruluştan tüm artı sapmalara dayandırılması da yanlış bir uygulamadır. Basamaklardaki ağaçların çap büyümelerinin hızı bilinmeden, yalnız çap sınıflarının ortalama geçiş sürelerine dayalı olarak eta tespiti yapmak doğru değildir(Eraslan, 1982: 417). Birkaç ağaçtan alınan artım kalemi ile, çok değişik yan ve tepe siper baskıları altında yetişen göknar ağaçlarının büyüme potansiyelleri çok farklı olduğundan, ortalama yaş hesaplanamayacağı gibi, çap sınıflarının ortalama geçiş süreleri de sağlıklı olarak saptanamaz (Saraçoğlu, Ö., 1988:74-75). Saptansa bile, çap sınıfındaki birbirinden çok farklı çaplara uygulanması, meşcerelerin devingen yapısına uymaz. Hufnagel?in çap sınıfları yöntemi, dayandığı varsayım itibariyle de tutarsızdır. Bu varsayıma göre, bir çap sınıfındaki ağaçlar o sınıfa ait geçiş süresi içinde bir sonraki çap sınıfına geçmektedir. Halbuki, geçiş süresi ortalama bir değerdir ve bu süre içinde ancak, bir kısım ağaçlar üst sınıfa geçebilirler. Bunların hepsinin üst sınıfa geçtiğinin düşünülmesi yanlıştır. Yine bir çap sınıfındaki ağaçlar, farklı çaplarda olduğundan, çap artımları birbirinde çok farklıdır. Bunun sonucu olarak, sınıftaki en küçük çap bir üst sınıfa geçtiği zaman, o sınıfın çaplarının varyasyon genişliği, sınıfın önceki genişliğinden çok daha fazla olmaktadır. En küçük çapın bir üst sınıfa geçtiği noktadan, geldiği çap sınıfının genişliği kadar bir aralıkta ise, ağaç sayısı azalmış olmaktadır. Hufnagel?in yöntemi, söz konusu aralıkta ağaç sayısının azalmadığını varsaydığı için tutarsızdır.

Bu tebliğde, yukarıda zikredilen yanlış uygulamalar için, seçme ormanların yapısı-na uygun çözümler getirmek ve ormancılığımızdaki yanlışlıkları azaltmak amacı güdülmüştür.

Materyal ve Yöntem

Burada verilen bilgiler, 1979?1982 yılları arasında Karadeniz yöresi değişik yaşlı göknar ormanlarından alınmış geçici 77 örnek alandan toplanan, çok sayıdaki tek ağaç ve meşcere verilerine dayalı olarak yapılan, bir hâsılat araştırmasının bulgularına dayandırılmıştır (Saraçoğlu, 1988). Çalışmada doğu ve batı Karadeniz göknarları, artım ve büyüme açısından bir farklılık göstermedikleri için, birlikte ele alınmışlardır (MİRABOĞLU, 1955). Veriler, bilgisayarda FORTRAN 77 program-lama dilinde yazılan programlar aracılığıyla değerlendirilmiştir. Çalışmada, söz konusu değişik yaşlı göknar meşcerelerinin hektardaki hacım artımını maksimum yapan optimum kuruluşları, deterministik simulasyon yöntemiyle MAXART isimli bir bilgisayar programı tarafından bulunmaktadır. Bu program halen C++ programlama diline de çevrilmektedir. Programda, meşcerenin bonitet endeksine ve amaç çapına göre, doğal kanuniyetlere uygun olarak, 10 yıllık periyot öncesi ve sonrası için, meşceredeki ağaçların çapları türetilmekte ve hacımları saptanmaktadır. Daha sonra, her ağacın periyodik hacım artımları toplamı olarak, hektardaki meşcere hacım artımı elde edilmektedir. Çeşitli sıklık dereceleri için, bu tarzda bulunan hacım artımlarının karşılaştırılması ile de maksimum hacım artımına sahip optimum meşcere kuruluşu saptanmaktadır.

Bulgular

Değişik yaşlı göknar ormanlarında, çok sayıda veri gerektirmesi nedeniyle saptanması en zor olan ve bu ormanların yapısına devinim kazandıran ilişki, çap-çap artımı ilişkisidir. Ağaçların çap artımları, çok değişken olan hava halleri ve ağaçlar arası komşuluk ilişkileri yüzünden, geniş bir aralıkta değişir. Bu aralık ise, bonitetten çok meşcere sıklığından, dolayısıyla meşcere göğüs yüzeyinden oldukça etkilenmektedir. Bu durumu izlemek üzere, örnek alanlardan alınan 1358 örnek ağacın çap ve çap artımı ölçülerinin oluşturduğu noktalar, ait oldukları meşcerelerin göğüs yüzeylerinin 55m2?den az veya çok oluşuna göre farklı işaretler ile, aynı grafik üzerine yerleştirilmiştir (şekil?1). Noktalar dağılımı genel olarak bir çan eğrisi dağılımı göstermiş ve meşcere göğüs yüzeyi 55m2?nin üzerinde olan noktalar genel olarak grafiğin aşağısında yer almışlardır. Bu durum, çap artımının göğüs yüzeyi, yani sıklıkla ilişkili olduğunu göstermektedir. Noktaların çan eğrisi biçiminde dağılımı, Prodan (1965: 483) ve Kalıpsız?ın ( 1968: 24-30) bulgularıyla uyuşması üzerine, çap-çap artımı ve göğüs yüzeyi arasındaki ilişki,

regresyon denklemiyle saptanmış ve korelasyon katsayısı ?1 güven derecesinde anlamlı R=0,54461 olarak bulunmuştur. Buna göre, çap artımlarının yaklaşık %30 oranında çap ve göğüs yüzeyi veya meşcere sıklığına ve %70 oranında da ağaçlar arası komşuluk ilişkileri ile diğer rasgele nedenlere bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Ağaçlar

Şekil-1. Çap-çap artımı noktalarının göğüs yüzeyine göre dağılımı.
Figure-1. The distribution of diameter-diameter increment points according to
basal area.

üzerindeki baskı derecesinin ayrı bir değişken olarak denkleme sokulması halinde, çap artımının %95?ten büyük bir oranla bu değişkenlere bağlı olacağı tahmin edilmekte-
dir (Saraçoğlu, 1988: 28-34, 68-78). Söz konusu ilişkinin grafiği, değişik göğüs yüzeyi basamakları için şekil-2?de gösterilmiştir. Şekilden, meşcerelerde göğüs yüzeyi arttıkça, çan eğrilerinin basıklaştığı ve tepe noktalarının ileri çap basamaklarına kaydığı görülmektedir. Yani, değişik yaşlı meşcerelerde sıklık artıkça, kalın çaplı ağaçların çap artımları, ince çaplıların çap artımlarından daha büyük olmaktadır. Yaklaşık 65cm çaptan sonra eğrilerin, göğüs yüzeyi ile birlikte yükselmesi, bonitet göğüs yüzeyini arttırdığı için, bonitetin bir göstergesi sayılır. Bu bulgular, Mitscherlich?in (1952) kalın çaplı ağaçların çap artımından ve hektardaki ağaç sayısından yararlanarak, meşcerelerin bonitetini saptaması ile tam olarak uyuşmaktadır. Çap-çap artımı-göğüs yüzeyi arasındaki bu ilişki, değişik yaşlı meşcere-lerin büyüme sırasında nasıl bir devinim içinde olduklarını açıkladığı için çok önemlidir. Buna göre, göğüs yüzeyi ile oynanarak, büyük çap artımlarının istenen çap basamaklarına kaydırılmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, meşcere hacım artımının maksimum olduğu tek bir göğüs yüzeyi vardır.

Şekil-2. Değişik göğüs yüzeylerine karşı gelen çap-çap artımı eğrileri.
Figure-2.Diameter-diameter increment curves corresponding to different
basal areas.

Sözü edilen çap-çap artımı ilişkisi, meşceredeki ağaçların hangi çap basamaklarında
hızlı, hangilerinde yavaş büyüme gösterdiklerini de açıklamaktadır. Buna göre, bir
artım eğrisinin birinci dönüm noktasına rastlayan çaptaki ağaçlar, en hızlı ve ikinci dönüm noktasına rastlayan çaptaki ağaçlar da en yavaş kalınlaşma göstereceklerdir. Ağaçların büyüme hızları birinci dönüm noktasına kadar artar ve daha sonra, ikinci dönüm noktasına kadar da azalır (bak: Şekil-3 b ve c). Bundan dolayı, birinci dönüm
noktasına ?kaçış noktası? veya ?seyrelme merkezi? ( ) ve ikinci dönüm noktasına da ?yoğunlaşma veya yığılma merkezi? ( ) adı verilmiştir (şekil-3). Durum böyle olunca, çan eğrisinin tepe noktasına rastlayan çaptan daha küçük çaplı ağaçların, bakım kesimleriyle meşcereden çıkarılmasında çok dikkatli davranılması, hatta mümkünse alınmaması daha uygun olur. Örneğin, 50m2/ha göğüs yüzeyine sahip optimum kuruluşlu bir meşcerede, yaklaşık 45cm?den daha küçük çaplı ağaçların alınmasında dikkatli davranılması gerekir. Optimal kuruluşlu olmayan meşcerelerde ise, bu çaptan daha küçük çaplı ağaçlar kesinlikle meşcereden çıkarılmamalıdır. En iyisi, optimal kuruluşlu meşcerelerde, her çap basamağından çıkarılacak ağaç sayısı ve hacmını, MAXART programının verdiği hasılat tablolarından almaktır (Tablo?1). Bu tablolarda, 10 yıllık periyot başı ve sonu olarak, basamaklardaki ağaç sayıları, göğüs yüzeyleri ve hacımlar verilmiştir. Periyot başı değerler, belirtilen bonitet derecesi, amaç çapı ve sıklık katsayısı için optimum kuruluşa aittir. Periyot sonu değerler ise, dönem sonunda optimal durumu bozulmuş ve artımı kısmen düşmüş kuruluşa aittir. Tekrar optimum duruma dönmek için, meşceredeki artımın alınması gerekir. Periyot başı ve sonu değerlerin farkı, basamaklar itibariyle ve toplam olarak meşcereden periyot sonunda çıkarılması gereken artım miktarlarını verecektir. Bu miktarların 10?a bölünmesiyle de, yıllık artım miktarları bulunur. Artımların meşcereden çıkarılmaması durumunda, meşcere kuruluşu bozulmakta ve meşcere hacım artımı düşmektedir. Saraçoğlu?nun (1988) çalışmasında, çeşitli amaç çapı, bonitet sınıfı ve optimum sıklık katsayısı için verilen hasılat tablolarında, son sütunda gösterilen ve ?periyot sonunda çıkarılacak ağaç sayısı? adı altında verilen değerlerin, geometrik bir varsayıma dayandığı için kullanılmaları doğru değildir.

Şekil-3. Çap-çap artımı ilişkisinin ağaçların kalınlaşma hızları ile
meşcerenin optimum kuruluşuna etkisi.
Figure-3. The effect of diameter-diameter increment relationship to
the thickening speed of trees and the optimum structure of stand.

MAXART isimli program söz konusu hasılat tablolarını 40, 50, 60, 70cm amaç çapları ( ), son çap basamağında ( ) 6 amaç ağaç sayısı ve 0-1 arası 51 bonitet dere-cesi için, optimum kuruluşa ait hasılat tabloları vermektedir. Program , her amaç çapı ve bonitet için de optimum kuruluşları verebilmektedir.

Değişik yaşlı meşçerelerin aktüel kuruluşlarını, optimal kuruluştan gösterdikleri sapma biçimlerine göre, karakteristik sapma sınıflarına ayırmak anlamsızdır (Eraslan, 1982: 417). Bu sapma sınıfları, meşcerelere yapılan yanlış müdahalelerin çeşitli derecelerini göstermektedir. Bu görünümdeki meşcerelerin optimal kuruluşa götürülmeleri için uygulanacak tek silvikültürel yöntem, çap-çap artımı ilişkisinin ilgili optimum kuruluşa bağlı olarak dikte edeceği artımları almak-

Tablo-1. Amaç çapı 60cm, II.Bonitet sınıfı (BOD(1)=Bonitet Derecesi=0,7, BOE=Bonitet Endeksi=30,20m) ve OSK=Optimum Sıklık Katsayısı 1,07 olan göknar seçme meş-ceresinin periyot başı (optimum) ve sonu kuruluşu ile periyodik artımları (2)
Table-1. The structures at the beginning (optimum) and end of the period and periodic increment in the fir selection stand of goal diameter 60 cm, IIth site class (BOD(1)=Site Quality Degree =0.7, BOE=Site Quality Index=30.20m) and OSK= optimum density coeffi-cent=Density Degree= 1.07 (2)
d Periyot başı Periyot sonu 10 Yıllık artım
nb gb vb ns gs vs ?n ?g ?v
2 328 0,1307 0,419 325 0,1297 0,416 – – –
6 267 0,7657 2,605 265 0,7605 2,588 – – –
10 219 1,7200 10,122 217 1,7026 10,013 – – –
14 178 2,7339 22,513 178 2,7289 22,454 – – –
18 145 3,6748 37,511 147 3,7272 38,056 2 0,0524 0,545
22 119 4,5035 54,395 120 4,5459 54,927 1 0,0424 0,532
26 97 5,1298 70,408 100 5,2928 72,667 3 0,1630 2,259
30 79 5,5620 83,997 82 5,7813 87,348 3 0,2193 3,351
34 65 5,8816 95,393 68 6,1541 99,816 3 0,2725 4,423
38 53 5,9991 102,588 57 6,4470 110,230 4 0,4479 7,642
42 43 5,9498 105,757 47 6,4990 115,506 4 0,5492 9,749
46 35 5,8080 106,153 39 6,4681 118,207 4 0,6601 12,054
50 29 5,6901 106,076 32 6,2628 116,723 3 0,5727 10,647
54 23 5,2632 99,438 27 6,1590 116,335 4 0,8958 16,897
58 19 5,0078 95,409 22 5,7881 110,266 3 0,7803 14,857
62 0 0,0000 0,000 11 3,2197 61,584 11 3,2197 61,584
? 1699 63,8200 992,746 1737 71,6667 1137,097 45 7,8467 144,540
(1)0,0?BOD?1,0, BOD=0,00=En kötü bonitet Worst site quality, BOD=1,0=En iyi bonitet; 0.0?BOD?1.0, BOD=0.00=Worst site quality, BOD=1.0=Best site quality.
(2) d=göğüs çapı basamak değeri (cm)- dbh , nb, ns =periyot başı ve sonu basamak ağaç sayısı ( adet/ha)=Number of trees per hectare at the begining and end of the period; gb, gs= periyot başı ve sonu basamak göğüs yüzeyi (m2/ha=Class basal area at the begining and end of the period ; vb, vs= periyot başı ve sonu basamak hacmı(m3/ha)=Class volume at the begining and end of the period; ?n= ns- nb , ?g= gs – gb , ?v= vs – vb , =Toplam=Sum.

tır. Bunun için de şimdilik, yalnız yığılma merkezi civarındaki çap kademelerindeki artı sapmaların giderilmesine çalışılmalıdır. Aktüel kuruluşların optimal kuruluşa götürülmesi sorununun çözümü için, ana bilim dalımızda yüksek lisans düzeyinde bir çalışma da yapılmaktadır. Her değişik sapma formu için, özel silvikültürel yöntemler ortaya koymak anlamsız ve gereksizdir. Sapma formlarının optimal kuruluştan artı ve eksi yöndeki farkları, çap-çap artımı ilişkisinden bağımsız olarak gidermeye çalışan silvikültürel yöntem her zaman başarısız olacaktır(Eraslan, 1982: 417).

Aktüel kuruluşu optimum kuruluştan uzak olan meşçerelerin, optimum kuruluşa ulaştırılmaları için geçecek düzenleme süresinin uzunluğu, meşcerelerin gördüğü tahrip derecesi, bonitet ve amaç çapına göre farklı olacaktır. Bu sürenin doğal ilişkilere dayalı olarak sağlıklı saptanması ancak, meşcere büyümesini bilgisayarda canlandıran deterministik simulasyon yöntemiyle mümkün olabilir. Yukarıda sözü edilen tez çalışması, bu sorunu çözmeye çalışmaktadır.

Sonuç ve öneriler

Kazdağı göknarları, Uludağ göknarlarının bir melezi olduğu için, artım ve büyüme açısından Uludağ göknarlarına doğal olarak bir benzerlik göstermektedir. Bu nedenle, şimdilik Uludağ göknarları için bulunan ve hacım artımını maksimize eden hâsılat tabloları, Kazdağı göknarlarının seçme kuruluşlu meşcerelerinde de rahatlıkla kullanı-labilir. Ana bilim dalımızın çalışma programında, seçme kuruluşlu Kazdağı göknar-larının artım ve büyümesi ile ilgili bir çalışma da bulunmaktadır.

Estetiklik, odun ürünü ve sürdürülebilir orman açılarından kıymetli bir orman ağacı olan göknarların, aynı yaşlı orman formunda işletilmeleri uygun değildir. Göknar ormanları mutlaka kendi doğal yapılarına uygun olan seçme orman formunda işletilmesi gerekir. İşletilirken, göknar ağaçlarının irsel özelliklerinin dikte ettiği devingen yapısına uygun davranılmalıdır.

Yurdumuzdaki göknar seçme ormanları, aynı yaşlı maktalı ormanlardan daha fazla bir artım potansiyeline sahiptir. Amaç çapı düştükçe, yıllık hacım artımı da artmaktadır. Örneğin, amaç çapı 40cm olarak alınması durumunda hektardaki 100 yıllık artım 1851 m3 iken, 60cm olarak alınması durumunda ise, 1745 m3 olmaktadır (Saraçoğlu, 1988: 138). Bu miktarlar, memleketimizin en fazla artım yapan doğu ladini meşcerelerindeki 1041 m3?ten çok büyüktür. Bu nedenle, işletmecilik açısından uygun ise, amaç çapı düşürülmelidir.

Hufnagel?in çap sınıfları yöntemi, dışardan ithal edilen diğer yöntemler gibi, seçme ormandaki çap-çap artımı ilişkisine dayanmadığı için, kullanılmaları çok sakıncalı olmaktadır. Geçiş süreleri normal dağılım göstermediği için, ortalamaları anlamsızdır. Anlamsız bir değerin de, eta formülünde kullanılması doğru değildir. Çap-çap artımı ilişkisine dayanmayan ve çap sınıflarını esas alan Hufnagel?in yöntemi terk edilmeli ve tek ağaçlara dayanan yöntemler kullanılmalıdır.

Optimum çap dağılımı, bonitet sınıflarını temsil eden sabit birer kuruluş olarak değil, bonitet endeksi, optimum sıklık katsayısı (derecesi) ve amaç çapına bağlı olarak hesaplanan bir kuruluş olmalıdır.

Uygulayıcılar çap-çap artımı ilişkisini, meşcerelerin göğüs yüzeylerine bağlı kalarak, yukarıda metin içinde verilen formüle göre hesaplayıp, karar alma işlemlerinde kullanabilirler.

Değişik yaşlı göknar meşcerelerinin optimum kuruluşları elde edildikten sonra, yıllık veya periyodik artımlar hep aynı miktar olarak devam edeceğinden, eta tespiti için aktüel kuruluşun sık sık bulunmasına veya plan yapılmasına gerek yoktur. Ancak, optimal kuruluşun devam edip etmediğini anlamak için, çok seyrek olarak kontrol amacıyla aktüel kuruluşun bulunması gerekebilir. Optimal kuruluşta olmayan meşcerelerde yalnız yığılma bölgesi civarındaki çap basamaklarından artı fazlalıklar çıkarılmalıdır. Aktüel kuruluşlara ait veriler, kürsümüzde hazırlanmakta olan bilgisayar programına verildikten sonra, yıllık artımlar program tarafından her sene türetilebileceğinden, ölçümlerin sık olarak tekrarlanmasına gerek kalmayacaktır. Bu durum, ormancılığımızı ekonomik olarak rahatlatabilir.

Seçme kuruluşlu göknar meşcerelerinde, eta tespiti ve silvikültürel işlemler için, Saraçoğlu?nun ortaya koyduğu hâsılat tablolarına göre, yukarıda zikredildiği biçimde yapılmalıdır. Bu tabloları amaç çapına göre veren ve bazı yenilikler içeren, yeni MAXART programının da kullanılması gerekmektedir. Verilen hasılat tablolarından hesaplanan artımlar, hangi çap basamaklarında bulunurlarsa bulunsun, meşcereden çıkarılmalıdır. Aynı zamanda, ağaçların çıkarıldığı mekânlar çok iyi korunmalı ve gençliğin gelmesine yardımcı olunmalıdır.

Kaynakça

ERASLAN, İ., 1982, Orman Amenajmanı, İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi, İstanbul.
ERASLAN, İ.-YÜKSEL, Ş.-GİRAY, N., 1984, Batı Karadeniz Bölgesindeki Koru Ormanlarının Optimal Kuruluşları Hakkında Araştırmalar, Tarım Orman ve Köy İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü Yayın Sıra No: 650, Seri No: 58, Ankara.
KAYACIK, H., 1980, Orman ve Park Ağaçlarının Özel Sistematiği, Gymnospermae, İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi Yayını, Cilt: 1,Bozak Matbaası, İstanbul.
KAPUCU, F., 2004, Orman Amenajmanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi, KTÜ. Matbaası, Trabzon.
KALIPSIZ, A., 1968, Meyer Metotları Kritiği, İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi, Yayın No: 129, İstanbul.
MİRABOĞLU, M., 1955, Göknarlarda Şekil ve Hacım araştırmaları, Orman Genel Müdürlüğü, Yayın No:188, Ankara.
MITSCHERLICH, G., 1952, Der Tanen-Fichten-(Buchen)-Plenterwald, Schrf. Bad. Forst Versuchssanstalt, No: 8.
PRODAN, M., 1965, Holzmessehre Sauerlander?s Verlag, Frankfurt a.M.
SARAÇOĞLU, Ö., 1988, Karadeniz Yöresi Meşcerelerinde Artım ve Büyüme, İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi, Orman Genel Müdürlüğü, İstanbıl.

TROİADAN GÜNÜMÜZE KAZDAĞLARI?NDA YAPI KÜLTÜRÜ

Mimar İsmail Erten

İnönü Cad. No:189/6-Çanakkale (Tel/faks: 0.286.217 61 51)  E.mail: iserten@yahoo.com

 

Kültürlerin Kesişimi/Alaşımı

Çanakkale kültürlerin kesiştiği ve alaşıma dönüştüğü bölgedir. Güneyden gelen Ege kültürü, Kuzeyden gelen Trakya kültürü ve Doğudan gelen İç Anadolu kültürü Çanakkale?de harman olur, kucaklaşır. Çok/çoğul kültürlülük bu bölgenin vazgeçilmezidir. Çanakkale ve bölgesinde baskın bir kültür yoktur. Dolayısıyla farklılıkların birbiriyle uzlaştığı bir coğrafyadan bahsediyoruz.

Çanakkale il sınırlarındaki yapı havzaları su ile gelişir. Bu çerçevede 3 yapı havzası bölgede varlığını gösterir.

Birinci Yapı Havzası; Deniz boyunca, Edremit körfezi, Ege kıyıları ve adalar, Çanakkale boğazı, Saroz körfezi ve Marmara denizi kıyısal alanları belli ortaklıkların oluşturduğu yapı havza ve kültürünü kapsar.

İkinci Yapı Havzası; Kazdağların kuzey doğu bölümünden başlayıp, batı yönünde ilerleyen ve Çanakkale boğazının girişinde Ege deniziyle buluşan Karamenderes çayı boyunca oluşan yapı havzası bir başka ortaklığı gösterir.

Üçüncü Yapı Havzası; Yine Kazdağların kuzey doğu bölümünden başlayıp, kuzey yönünde ilerleyen ve Çanakkale boğazının bitişinde Marmara denizi ile buluşan Kocabaş çayı boyunca oluşan yapı havzası kültürün bir başka göstergesidir.

Tüm bu kültür ve yapı havzasının oluşumu, binlerce yılın ürünüdür. Homeros?tan Strabon?a, Troia?dan Çanakkale?ye, Roma?dan, Osmanlı?ya ve de Türkiye Cumhuriyetine, 5000 yılın birikimidir bu oluşum.

Troas?da Malzeme ve Çatılar

Troas bölgesinde (Biga Yarımadasında) Arkeolog Rüstem Aslan ile yaptığımız ortak çalışmada, bölgenin yapı malzeme ve çatı özellikleri konusunu derinlemesine inceledik. İncelemelerimiz sonucu, tarihi ve geleneksel malzeme olan taş, kerpiç ve ahşabın bölgesel farklılıklarla kullanıldığı belirlenmiştir. Kıyı kesimler taş malzemeyi, dağlık ve ormanlık kesimler ahşabı, iç bölümler ve ovalar ise kerpiç malzemeyi yoğunluklu olarak kullanmıştır. Yapı çatı tipleri olan kiremit kırma çatı ile toprak düz dam çatı yağış durumu ve iklim göz önüne alınarak bölgede kullanılmıştır.Tıpkı kültürlerin kucaklaştığı alaşımlar gibi, farklı malzemeler de Çanakkale bölgesinde uyumlu bir ahengin çoğulculuğunu bizlere ispatlar.

Kazdağları Yapı Kültürü

Kazdağları yapı malzemeleri incelendiğinde, güney yönünde ve deniz boyunca taş malzeme kullanılır, kuzey bölümlerinde ise taş, ahşap ve içlere doğru kerpiç malzeme ağırlıklı hissedilir. Kırma kiremit çatı ile düz toprak dam çatı bölgenin her yöresinde yan yana görülür.

Kazdağlarının güney yamaçlarında yer alan yerleşmeler(Behramkale, Büyükhusun, Kozlu, Sazlı, Kayalar, Ahmetce, Nusratlı, Arıklı, Yeşilyurt, K.Çetmi, Bahçedere, Adatepe) incelendiğinde, insanoğlunun akılla ve bilgiyle bugüne ulaştığı gözlenir. Behramkale ile il sınırını oluşturan mıhlı çayı arasındaki yerleşmeler, güvenlik amaçlı olarak denizden uzağa ve önünü kapatacak bir tepe ve yükselti siper edilerek oluşturulmuştur. Ancak, zeytinlikler ile ormanın kesişim noktası ve ortalama eşit yükseklik yerleşmenin mantığını oluşturur. Böylece, deniz bölümünde tarım, dağ bölümünde ise hayvancılık yapmaya olanaklı ve yaşadığı ve doyduğu ortamı kirletmeyen, yok etmeyen yerleşimler oluşmuştur.

Bir Kazdağları Yerleşmesi:ADATEPE

Bu yerleşmelerden Adatepe incelendiğinde yapı kültürünün incelikleri, akılla bezenen mekanları bizlere yol gösterir. Adatepe, 1960?larda kentleşmeyle birlikte terk edilme süreci yaşayan, 1990?lardan itibaren büyük kent kaçkınlarının ikinci konut mekanı olarak rağbet gösterdiği bir yerleşimdir. Osmanlı döneminde, Rum ve Müslüman azınlığın birlikte yaşadığı, 800 yapı kalıntısının tespit edilebildiği, dönemin büyük bir yerleşimidir. Birinci dünya savaşı ve kurtuluş savaşı sonrası yaşananlar ile 1924?lerdeki mübadele Rum nüfusun köyden ayrılmasına yol açar.

Osmanlı döneminin yerleşim izleri incelendiğinde, kilise(yıkılmıştır) ve cami etrafındaki 2 farklı meydan Rum ve Müslüman mahallelerini de işaret eder. Bu 2 merkezin ortasında idari alanlar ile köyün ekonomik durumu iyi olan zenginlerine ait yapılar yer alır.

Genel yapı malzemesi taştır. Taş yapıdaki kullanıma bağlı olarak evin ekonomik durumunu da dışarıya gösterir. Zenginler evlerini ince yontu taştan ve kat arası-pencere silmelerinin, sövelerinin estetik gösterişiyle bezerler. Orta ve alt gelir grubu ise, kaba yontu taş ve ahşap hatılı binasında kullanır. Taş işleme yöntemi kamalı sistemdir, büyük ve küçük taşların ahenkli birleşimi zanaatın bizlere gösterisidir. Günümüze kadar ulaşmış bir başka yapı tekniği ahşap çatkılı hımış evlerdir. Büyük ölçekli Müslüman konaklarının 3-5 adedi bu yerleşimde de, farklı bir örnek olarak karşımıza çıkar.Ana bina çatıları kırma çatı ve kiremittir. Tek katlı eklenti ve müştemilatlar ise toprak dam düz çatıdır. Adatepe konutlarının karakteristik özelliği, bir bahçe içinde, 2 katlı ana bina ile bu binaya bitişik tek katlı eklentinin (ahır, kiler, depo,vb.) var olmasıdır. Yapıların kapı pencereleri ile ara kat döşemesi ve çatı taşıyıcısı mutlaka ahşaptır.

Sonuç olarak,

-Bölgemiz, geçişlerin ve farklılıkların, kültür alışverişiyle, alaşım ettiği, önemli bir havzayı oluşturur. Her birimiz bu değerin farkına varmalıyız.

-Tüm bu kültürel değerler, yok olma sürecindedir. Korumacılık ivedilikle yaygınlaştırılmalıdır.

-Özellikle yapı kültürü konusunda hızla belgeleme çalışması başlatılmalı ve belge-bilgiler halkın kullanımına sunulmalıdır.

-Adatepe ve Behramkale yerleşmeleri 20 yıla yaklaşan bir süredir kentsel sit alanıdır. Fakat ilgili idareler bu alanların koruma planlamasını hala yapmamıştır. Korumacılık ilkelerinin gözeten koruma planı ivedilikle yapılmalıdır.

-Aynı durum diğer sit alanları içinde gözetilmeli ve plansız korumacılığın(koruyamamanın) önüne geçilmelidir.

-Malzeme, çatı tipi, mekan organizasyonları ve diğer açılardan, bölge yerleşmeleri ve köyler, üniversitelerimizin ilgili bölümleri tarafından araştırılmalı, araştırma sonuçları belgelenmeli, kitaplaştırılmalıdır.

-Aynı yöndeki çalışmalar için belediyeler ve yerel yönetimler mutlaka kaynak ayırmalı ve çalışmaları teşvik etmelidir.

-Yerelde yaşayanlar, ellerindeki yapı kültürünün farkına varmalıdır. Bu yöndeki bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları vakit geçirilmeden başlatılmalıdır.