Category Archives: Sonuç Bildirgeleri

KAZDAĞLARI BİLİM VE DOĞA EĞİTİMİ 2015 ETKİNLİK PROGRAMI

kazdaglari_kamp_afis

YENİ KUŞAK KÖY ENSTİTÜLERİ DERNEĞİ, ÇANAKKALE ŞUBESİ

KAZDAĞLARI BİLİM VE DOĞA EĞİTİMİ 2015 ETKİNLİK PROGRAMI

   24 – 30 Ağustos 2015

DAĞ,TARİH,ASTRONOMİ,MÜZİK,ARKEOLOJİ,DENİZ…HİÇ BU KADAR İÇ İÇE OLMAMIŞTIR.ETKİNLİĞİMİZDE BÜTÜN BUNLARI DALINDA UZMAN DEĞERLİ HOCALARIMIZLA PAYLAŞACAĞIZ…KEŞKE BİTMESE DİYEBİLECEĞİMİZ BİR ETKİNLİK OLACAK…

YKKD den tam bir tatil programı; Kazdağlarının zirvesinedoğa  gezileri;  Egenin mavi sularında dinlenme , ASOS ve Babakalede tarih, Akşamları sosyal ve kültürle etkinlikler hepsi bir arada  KAZDAĞLARI BİLİM VE DOĞA EĞİTİMİ 2015 ETKİNLİK PROGRAMI

24 – 30 Ağustos 2015

http://www.canakkaleyenikusak.com/

KAYIT İÇİN TIKLAYINIZ

Ziraat Bankası IBAN NO:TR320001000813538988075001
İletişim Telefonu- Ferhat Korkut: 05425736667
Elektronik Posta:kazdaglarim@gmail.com

24.08.2015 Pazartesi   

etknlk

09.00-13.00 Bütün Katılımcılar ile Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Yüksek Okulu Eğitim ve Uygulama Tesisleri (BUBYO) da Buluşma. Yerleşme (Öğle Yemeği 13.00-14.00).

16.00 -18.00 Öğr. Gör. Arzu BAYINDIR / Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

Yaratıcı Drama Eşliğinde Katılımcıların Tanışması ve Yaratıcı Dramanın Bilim ve Doğa Eğitimindeki Rolüne İlişkin Uygulama

 

19.00-20.30 Akşam Yemeği

20:30-23.30 Sosyal ve Bilimsel Etkinlikler

 

25.08.2015 Salı   

 

08.00 – 09.00  Kahvaltı

09.00 -13.30 Assos,  Apollon Smitheon                  

                    ( Prof. Dr. R. ASLAN ve Prof. Turan Takaoğlu)

 

13.30 -14.30 Öğle Yemeği

14.30 -19:00 Babakale

20.00 -21.00  Akşam Yemeği

20:30-23.30 Sosyal ve Bilimsel Etkinlikler

 

26.08.2015 Çarşamba

 

08.00 – 09.00  Kahvaltı

09.00 -17.30  Küçükkuyu’da Zeus Altarı, Evren Ertür Zeytinyağı Müzesinin Gezilmesi, Zeytin ve Zeytinyağına İlişkin Uygulama Çalışması  

 

13.30 -14.30 Öğle Yemeği

14:30-19.00 Halkbilim (Folklor) Gezisi (Tahtakuşlar Etnoğrafya

Galerisi, Sıdıka Erke Etnoğrafya Müzesi, Hareketli Etnoğrafya Müzesi ) , Antandros  

 

20.00 -21.00  Akşam Yemeği

20:30-23.30 Sosyal ve Bilimsel Etkinlikler

 

27.08.2015 Perşembe

 

08.00 – 09.00  Kahvaltı

 

09.30 -20.30 Prof. Dr. Abdullah SOYKAN / Balıkesir Üniversitesi

Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nın Doğal, Arkeolojik, Tarihi ve Kültürel Kaynak Değerleri’ nin Yerinde Gözlemi İçin Ayvalık Gezisi (Tekne ile, 3 kez Yüzme Molalı)

 

13.30 -14.30 Öğle Yemeği (Tekne’de Balık (yiyebildiğiniz kadar), Salata ve Meyve)

19:30 -20.30  Akşam Yemeği

20:30-23.30 Sosyal ve Bilimsel Etkinlikler

 

28.08.2015 Cuma

 

08.00 – 09.00 Kahvaltı

09.00 -17.30 Prof. Dr. Abdullah SOYKAN / Balıkesir Üniversitesi (Veya Eski MP Mühendisi Hasan Basri AVCI)

Kazdağı Milli Parkı’nın Doğal, Arkeolojik, Tarihi ve Kültürel Kaynak Değerleri’ nin Yerinde Gözlemi İçin (Zeytinli – Mehmetalan – Kapıdağ – Tozlu – Karanlık Dere – Akyar, Sütüven Şelalesi,

Hasanboğuldu Anıt Çınar, Kızılkeçili Köyü Güzergahında Yapısal ve Biyocoğrafik Özellikleri Tanımak Amacıyla Yapılacak Uygulama Çalışmaları).

 

13.30 -14.30 Öğle Yemeği (Kumanya, Tozlu Yaylası’nda Soğuk Piknik)

19.00-20.30 Akşam Yemeği

20:30-23.30 Sosyal ve Bilimsel Etkinlikler

 

 

29.08.2015 Cumartesi

 

08.00 – 09.00 Kahvaltı

09.30 – 11.30 Havran ve çevresinde maden ocakları ve Kazdağlarında madenciliğin çevre zararları , Doç Dr Rüştü Ilgar

13.30 -14.30 Öğle Yemeği

20:30-23.30 Sosyal ve Bilimsel Etkinlikler

 

30.08.2015 Pazar

 

08.00 – 09.00 Kahvaltı

09.00 – 11.30  Genel Değerlendirme (Proje Ekibi ve Mevcut Eğitmenler ile birlikte)

11.30 – 12.30  Öğle yemeği ve Kamptan ayrılma

 

KAZDAĞLARI III. ULUSAL SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ

KAZDAĞLARI III. ULUSAL SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ Değerli İlgililer, Üniversitemizin öncülüğünde düzenlenen Kazdağları III. Ulusal Sempozyumu, 24-26 Mayıs 2012 tarihleri arasında Edremit, Güre’de Adrina Otel’de yapılmıştır. İlk 2 günü sunulan tebliğlere ayrılan sempozyumun üçüncü gününde Kazdağlarında arazi çalışması yapılmıştır. Sempozyum süresince Biyoloji, Coğrafya, Doğa Koruma, Turizm, Zeytincilik, Ormancılık, Jeotermal, Kültürel Değerler, Edebiyat ve Tarih isimli oturumlarda 71 tebliğ sözlü olarak sunulmuş, 27 poster sunum da sempozyum boyunca sergilenmiştir. Sempozyumda sunulan bildirilerin tamamı Kazdağları, Edremit ve Biga Yarımadası ile ilgili olup, bu alanlarla ilgili olmayan bildiriler sempozyuma kabul edilmemiştir. Sempozyuma 18 yerli ve 2 yabancı olmak üzere 20 farklı üniversiteden 150’den fazla bilim insanı katılmıştır. Sözlü ve poster sunumlar, Kazdağları ve Edremit yöresinin zengin doğal ve kültürel kaynak değerlerini yansıtır çeşitlilik ve zenginlikte olmuştur. Sunulan bildiriler ve posterleri içeren ve sempozyumdan önce basılan 629 sayfalık Kazdağları III. Ulusal Sempozyumu Bildirileri kitabı bir başvuru kaynağı özelliği taşımaktadır. Sempozyuma dünyaca ünlü 2 bilim adamı katılarak Kazdağları için de önemli olan konularda dünyadaki gelişmeleri ve bunların Kazdağları ve Edremit Körfezine olası etkileri üzerinde durmuşlardır. Kanada’nın Manitoba Eyaleti, Doğal Kaynaklar Enstitüsünde uzun yıllar enstitü müdürlüğü yapan ve şimdi de aynı enstitüde Seçkin (Distinguished) profesör olarak çalışan Fikret BERKES ‘Hem Doğa Koruma Hem de İnsan’ adını taşıyan konuşmasında korunan alanların yönetiminde geleneksel ekolojik bilgi birikiminin önemi üzerinde durarak, “yerel halka rağmen doğa korumanın dünyanın değişik alanlarında denendiğini ama hepsinde başarısız olunduğunu; bu nedenle korunan alan yönetiminde yerel halkın istek ve ihtiyaçlarına mutlaka önem vermenin ve yöre halkı ile güçlü bir diyalog geliştirmenin zorunlu olduğunu” belirtmiştir. Prof. Dr. Tuna EKİM ise ‘Anadolu’nun Fitocoğrafyası ve Kazdağları’ adını taşıyan konuşmasında Anadolu’da biyolojik çeşitliliğin yüksek olmasının nedenlerini ve bunun Kazdağlarına yansıması üzerinde durmuştur. “Kazdağı’nın biyolojik çeşitliliğini belirlemeye yönelik çalışmaların 1883 yılında başladığını ve Kazdağlarının çok sayıda endemik türe ev sahipliği yaptığını” belirten Ekim, “Kazdağlarının barındırdığı endemik türlerin oldukça dar yayılışlara sahip çok özel bitkiler olduğunu ve Kazdağlarının endemizm açısında Türkiye’de bu özelliklere sahip nadir dağlar arasında sayılabileceğini” de dile getirdi. Sempozyum sırasında bizlerden maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen çok sayıdaki kurum ve kuruluşa teşekkür etmeyi bir borç biliyoruz. Bu sempozyuma katılan ve Kazdağları konusunda çalışan 200’den fazla bilim adamı, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, yerel halk, kamu ve özel sektör temsilcileri bilimi ipotek altına almaya çalışanlara en güzel cevabı vermiştir. Son olarak Kongre boyunca maddi manevi desteklerini esirgemeyen ve açılış törenimize katılan Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahir Alkan’a, Edremit Kaymakamı Osman TUNÇ’a, Güre Belediye Başkanı Kamil SAKA’ya, maddi desteklerini esirgemeyen Edremit Kaymakamlığı’na, YDS Academy İngilizce Dil Okullarına, Kale Extrakt’a, Adrina Otel’e, Lalesan firmasına, ve açılışa çiçek gönderen Edremit Sanayi Odası, Güre Belediyesi, Kale Extract, ve Edremit Belediye Başkanına teşekkür ediyoruz.

Sempozyum Düzenleme Kurulu.

http://www.gmka.org.tr/uploads/downloads/dosya/diger/Kazda%C4%9Flar%C4%B1%20III.%20Ulusal%20Sempozyumu%20Sonu%C3%A7%20Bildirgesi.pdf

KAZDAĞINDA YAŞADIĞI VARSAYILAN MİTOLOJİK KAHRAMANLARIN TİYATRO GÖSTERGEBİLİMİ AÇISINDAN İNCELENMESİ

KAZDAĞINDA YAŞADIĞI VARSAYILAN MİTOLOJİK KAHRAMANLARIN TİYATRO GÖSTERGEBİLİMİ AÇISINDAN İNCELENMESİ
The Examination of the Mythological Heroes who were Supposed to live in Kazdağı from the Theatral Point of View

Ezgi Oya GÜMÜŞ
Süleyman Demirel Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi
oyasmg@gmail.com

Kaynaklarda Asya Minör olarak geçen Ege Bölgesi Antik Mitoloji açısından önemlidir. Milattan önce bu bölgede yaşamış olan medeniyetler, Anadolu?ya çok zengin, kültürel miras bırakmışlardır. Bu mirasın en önemli kısmını mitolojik hikayeler ve tiyatro oyun metinleri oluşturmaktadır. Antik Tiyatro metinlerinin konusu mitolojiyi; Tanrılarla Ölümlülerin ilişkileri oluşturmaktadır. Kaynağını Anadolu?dan alan bu mitler Yunanlıların kültürel, tiyatral alt yapısını oluşturmakta ?Antik Yunan Mitolojisi? olarak literatürde geçmektedir. Antik Yunan Mitolojisinin en önemli kahramanlarının Kazdağı?nda yaşadığı varsayılmış; İDA tanrıların, tanrıçaların evi olarak tanımlanmıştır. Mitler açısından zengin olan İda Dağı yabancı tiyatrocuların, dikkatini çekmektedir. İda Dağında yaşamış olan kahramanların hikayelerini tiyatro oyunlarında kullanabilmek için derinlemesine çalışmalar yapmaktadırlar. Yabancı tiyatrocular; Antik Tiyatro oyunlarını Modern tiyatro sahnelerine taşımaktadırlar. Antik Mitoloji ve tiyatrolar üzerine tiyatral, göstergebilimsel incelemeler yapmaktadırlar. Antik Yunan Mitolojisini yüzyıllardır bağrında barındıran Anadolu?da yetişmiş tiyatrocular ve edebiyatçılar İda Dağında yaşamış olan tanrıların, tanrıçaların mitlerine ve yine bu Dağa ait Sarıkız Ve Hasan Boğuldu efsanelerine de gereken önemi göstermemektedir. Çalışmamın amacı mitlerin Tiyatro Göstergebilimi açısından incelenerek, tiyatro açısından önemini ortaya koymak, rahatlıkla tiyatro sahnesine taşınabilecek olan bu mitlerin zengin görsel malzemeler olduğu göstermektir. Bu çalışmam kaynağını Anadolu?dan alan bu mitlerin en az onları sahiplenmeye çalışan yabancı sanatçılar kadar, tiyatro ve edebiyatla uğraşan tüm Türkler tarafından önemsenmesi gerektiğini vurgulamayı amaçlamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Kazdağı, Mitoloji, Göstergebilim, Tiyatro.

The Aegean Region so called as Asia Minor in the literature has an antique mythological importance. The civilazations B. C. left a cultural heritage for Anatolia. The most important part of this heritage includes the mythological stories and theatre texts. The texts of Antique Theatre consists of mythology and the relations between the gods and the mortals. These mythes called as ?Antique Greek Mythology? are known to shape the Greek culture and theatral substructure. The most important heroes of the Antique Greek Mythology were supposed to live in the Kazdağı (İda Mountain). The İda was described as the house of the gods and the goddesses. The İda Mountain attracts the foreign theatre playwriters? and artists? interests with its mythological richness. They make detailed researches about the stories of the heroes living in the İda for writing and performing plays about them. The foreigners perform the antique theatre plays on modern stages. They make theatral and semiological examinations on the antique mythology and theatres. The playwriters, artists and the literature men who are grown in Anatolia do not pay enough attention for the mythes of the gods, the goddesses and the legends of Sarıkız and Hasanboğuldu of the İda Mountain. The aim of my study is to examine the mythes semiologically, to explain their importance and to prove that they can easily be performed on the theatre stages. Also the aim of my study is to make an emphasize that the mythes derives from Anatolia must be considered important by all Turkish people related with theatre and literature instead of the foreigners who are acting as the real owners of these mythes. Key Words: Kazdağı, Mitoloji, Semiology, Tiyatro.

GİRİŞ
?Bilim bir takım şeylerin işleyişini açıklar, onlardaki yaşama kulak asmaz? ?
Bilimin göz ardı ettiği noktaları alıp yeniden yaratma işi; sanatın ve sanatçının işidir. Tiyatro sanatı kitlelere bilgi aktarmanın en profesyonel yoludur. İlkel dönemlerde insanların korkularını bastırmak için gerçekleştirdikleri tanrıya, tanrılara yakarışı içeren bir çeşit ?Ritüeller? olarak başlayan tiyatro daha sonra içine Dramı alarak gelişmiş; günümüz Modern Tiyatro sanatına dönüşmüştür. Tiyatro içerisinde bir çok alt birimi barındıran komplike bir sanat dalıdır. Oyuncusu, tasarımcısı, yönetmeni ve yazarıyla bir bütündür. Bu bütünlük seyirci ile buluştuğu anda ?Tiyatro Sanatı? olur. Tiyatro yaşamın içinden ortaya çıkan malzemesi insan olan eşsiz bir sanat dalıdır. Tiyatro hayatın, yaşanmışlıklarını canlandıran hikayedir.

?Tiyatro eylemdir?. “?Çünkü tragedya kişilerin değil, tersine onların hareketlerinin, mutluluk ve felaket içinde geçen bir hayatın hikayesidir. Mutlu¬luk ve felaket, harekete dayanır. Hayatımızın son ereği eylemdir. Eylemin dışında olan şey değildir? Neden Yazıyoruz? İnsanlar bir çok nedenden dolayı, yazmaya eğilim göstermiştir. İnsanlar ölümsüz olabilmek, var olabilmek, tanrılara ulaşabilmek ama en çok da düşüncelerini karşı tarafa aktarabilmek için yazmaya yönelmişlerdir. Sanatta, fikirlerimizi aktarımının ve ideolojilerimizi geniş kitlelere ulaştırmamızın en kolay yolu ?Yazma? eyleminden geçer. Yazı gücümüz; yani kalemimiz, ne kadar güçlü olursa kalıcılığımız ve ikna gücümüz de o kadar etkili olur. ?Yazarın çanağında ne varsa kaşığına o gelir? sözünü söyleyen Turgut Özakman çok önemli bir noktaya değinir. Oyun yazarının ufku ne kadar genişse bir olay karşısında o kadar başarılı eserler ortaya koyar. Yazarın ufku dramatik olanı yakalamadaki ustalığıyla eştir. Dramatik olanı yakalamada son ve önemli bir özellik de, olayın devingen olmasıdır. Eğer seçilen malzeme devingen bir yapı taşıyorsa ancak o zaman oynanabilir özellikleri barındırıyor de¬mektir. Dramatik Olan: İnsanla ilgilidir. İnandırıcı ve tutarlıdır. Düşünsel ve toplumsal boyut içerir. Çelişki ve karşıtlıkları barındırır, çatışmayı ve bu çatışmanın ilginçlik özelliğini ortaya koyar. Bu nedenle de ilgi çekici olmadır .

Bu bağlamda baktığımız zaman Tiyatro Göstergebiliminin yalnızca bir eleştiri yöntemi değil, tiyatro oyununun nasıl oluştuğunu, seyirciyi nasıl etkilediğini inceleyen bir uygulama alanı olduğu tartışılmıştır. Göstergebilimin temelleri İsviçreli dilbilimci Saussure tarafından ortaya atılır.

Göstergebilim; göstergeleri, gösterge dizgelerini inceleyen bilim dalıdır. Göstergelerin ve onların çalışma biçimlerini araştırır. ?Göstergebilim? insanın gösterge oluşturma, göstergelerle dizge kurma ve bunlar aracılığıyla iletişim sağlama mekanizmasını araştırır. Göstergebilim bizleri çevreleyen göstergeleri çözümlemeye anlamlandırmayı amaçlar. ?Göstergebilimsel çözümlemeler? herhangi bir yapıyı incelerken, her bir birimin diğer birimlerle kurduğu ilişki içerisinde değer kazandığını varsayma ve ilişki türlerini saptama amacını güder. Göstergebilimciler ?Gösterimi? göstergeler karmaşası olarak çözümlerken tiyatro sanatını sonuçtan; yani sahnelenmiş oyundan yola çıkarak ele alır. Yani göstergebilimcilere göre göstergebilimsel yaklaşımın temel malzemesi ?Gösterim?dir.

Göstergebilimcilerin çözümledikleri yapı tiyatro çalışmasının son aşamasıdır. Göstergebilimin tiyatrodaki amacı gösterinin bir öğesinden yola çıkarak oyunun tamamıyla bağ kurabilen birimlerin tamamını parçalara ayırabilmektir. Partice Pavice bunu ?un ufak etme işlemi? olarak tanımlar. Ama tüm bunların ışığında ?seyirci oyunun tamamını algılama ve dolayısıyla betimleme gereksinimi duymaktadır? der. Yazın ve tiyatro göstergebilimi; gösterimden çok metinle ilgilenen eski dönem eleştirmenlerine karşı çıkarlar. Tiyatro Göstergebilimine iki farklı yaklaşım vardır.

Saussure ve Peirce yaklaşımı; Saussure tiyatroyu; Gösteren/ Gösterilen; Peirce ise Temsil/ Nesne/ Yorumlayan olarak ele alır. Tüm bunların ışığında Tiyatroda Göstergebilim 1970?li yıllarda akademik tiyatro ortamına girer. Antonin Artroud bu gelişmelere öncülük eden tiyatrocudur. Otto Zich, Jan Mukarovsky, Tadeusz Kowzan, Keir Elam, Martin Esslin, Erika Fischer-Lichte ve Patrice Pavis gibi kuramcılar da bu konuda çalışmalar yapmıştır. Her kuramcı, tiyatral göstergeleri kendine özgü bir anlayışla sınıflandırır. Kuramcıların buluştuğu ortak nokta sahnedeki her unsur bir gösterge ve gündelik hayatta olduğundan farklı anlam taşıdığıdır. Anlamı belirleyen, dramatik aksiyonun yorumudur . Tiyatro: Canlandırma Sanatıdır. Sahne sanatıdır.Mitoloji: Antik dönemde yaşadığı varsayılan tanrı ve tanrıçaların hikayeleri.Mitolojik Kahraman: Milattan önceki dönemlerde yaşadığı varsayılan yarı ölümlüler, tanrılar ve tanrıçalar mitolojik kahramanlardır. Ele Alınan Kavramlar; Tiyatroda Gösteren ve Gösterilen İlişkisi; tiyatro gösterisinin yapılandırılması ve çözümlenmesinde temel unsur olan Gönderge kapsamında incelenen ( İkon, Endis ?belirti? Simge)?dir. Tiyatroda göstergebilim söz konusu olduğunda her şey izleyicilerle aynı anda, eş zamanlı olarak algılanmalıdır. Tiyatroda en öncelikli gösterge metindir. Oyuna Göstergebilimsel eleştiri yapılacaksa bu öncelikle metine yapılmalıdır. Tiyatro metninde iki tür gösterge vardır. A: Replikler, B: Parantez İçi Açıklamalar.

Tiyatro Göstergebiliminde İkonik göstergeler vardır. Bu ikonlar simgesel gösterge sistemini oluşturur. Örn¸bir Yükselti üzerine konmuş bir Taht, gerçek bir Taht?ın ikonudur. Aynı zamanda da kralın statü olarak simgesel bir göstergedir. Üst düzeyde olduğunu imler. Bütün ikonlar gösterge değildir. Göstermeci tiyatro tekniğinde şarkının ve dansın gösterge niteliği daha güçlüdür. Soyut dekorlar ise tiyatroda ikonik özelliklerini yitirirler. (Meyerhold Tekniği) İkonik göstergelerin doğasına tamamen benzemek gibi bir gerekliliği yoktur. ?Ev? yerine onu simgeleyen ?ev iskeleti? yapılabilir.

Tiyatroda dramatik gösterinin ortaya çıkmasından sorumlu olan yönetmen her hareketin, bakışın, sahne dekorunun ayrıntısını ve makyajın anlamını seyirciye sezdirmek zorundadır. Yönetmenin; bir gösterinin nasıl işlediğini, onun nasıl bir gösterge olduğunu ve istenilen sonuca nasıl uygun olduğunu, olacağını bilmesi gerekir. Göstergebilim ?sahne metni?yle ?gösterinin? birleştiği bir göstergeler bütünü dizgesi olarak görülmelidir. Sahneye koyma eylemi ?göstergeye dönüştürme? etkinliğidir. Göstergebilimde üst metin önemlidir. Bu metin yönetmen tarafından provalar sırasında istemsiz bir şekilde oluşur. Oyunun tamamına hakim olan göstergeleri içerir. Tiyatro göstergebilimi; gösterimden çok metin ile ilgilenen geleneksel eleştirinin izlenimciliğini ve göreliğini aşma amacıyla ortaya çıkar.

Tiyatroda göstergebilim maalesef 1970?li yıllardan sonra üniversitelere girmeye başlar. Bu konuda en büyük çaba tiyatro Kuramcısı Antoin Artoud a aittir. Tiyatro / Dram sanatında sezgisellik vardır. Algılama hem anlık bilince hem de bilinçaltı değerlere dayanır. Tiyatroda seyirci dekora, kostüme, ayrıca bakmasa da, bilinç altısal bilgileriyle yorumlar; belli bir atmosfer sezinler ve aklına yerleştirir. Tiyatro?nun nasıl bir mekanda temsil edildiği çok önemlidir.Bu nedenle tiyatroda göstergebilimsel çözümleme yapabilmek için ?Gösterenin? bir öğesinden yola çıkarak oyunun tamamına bağ kurabilen birimleri en küçük parçalara ayırmak gerekmektedir. Tüm Dramatik Görsel Gösterimler İçin; ?Tiyatro / Sinema? geçerli olan gösterge sistemler şunlardır; Oyun Dışı Sistemler; Afiş, Broşür, Diğer Tanıtım Araçları Oyun İçi Sistemler Görsel Gösterge Sistemleri; Dekor, Kostüm, Makyaj, Aksesuar, Işık İşitsel Gösterge Sistemleri, Müzik, Ses Efekt Oyuncu (Görsel İşitsel Gösterge) Karakter-Tip, Jest, Mimik, Mekan içi durum ve hareketi, Metin; olarak şematize edilir. Tüm bu göstergeleri de tiyatroda ?Biçime ve İçeriğe? ilişkin olanlar şeklinde ikiye ayırmaktayız. A: İçeriğe bağlı göstergeler: Konu, tema, kişiler, olaylar. B: Biçimsel Göstergeler: Dil, oyuncular, sahne tasarımı, tüm, müzik, ışıktır.

Mitolojik bir hikayeyi anlatan oyunda gösterge mitolojik kahramanlar ve onların temsil ettikleridir. Örn: ?Truva?lı Helen? adlı gösterimde ?Truva Atı? bir göstergedir. Sophokles?in ?Antigone? adlı oyununda Antigone göstergedir. Halk sınıfını temsil eder.Antik Tragedyaların hepsinde ?KORO? Göstergedir. KORO Tanrıları ve onların değişmez yasalarını temsil eder.

Tiyatro Göstergebiliminde İkonik göstergeler vardır. Bu ikonlar simgesel gösterge sistemini oluşturur. İda Dağında Yaşamış ZEUS?un şimşekleri, Eros?ın okları, Hera?nın Tavus kuşu tüyü, ki bu tüy kötülüğün göstergesi olarak kullanılır. İda dağı da sahnede kullanılabilecek tek başına bir göstergedir. İkonik göstergelerin doğasına tamamen benzemek gibi bir gerekliliği yoktur. ?Ev? yerine onu simgeleyen ?ev iskeleti? yapılabilir. Mitolojik kahramanlar buna çok iyi örnektir: İda dağının üzerinde uçusan kahramanlar buna güzel bir örnektir. Tiyatroda Dramatik gösterinin ortaya çıkmasından sorumlu olan yönetmen her hareketin, bakışın, sahne dekorunun ayrıntısını ve makyajın anlamını seyirciye sezdirmek zorundadır. Yönetmenin; bir gösterinin nasıl işlediğini, onun nasıl bir gösterge olduğunu ve istenilen sonuca nasıl uygun olduğunu, olacağını bilmesi gerekir.Yönetmen Sahneye Truva Atını çıkartıyorsa bir amacı ve işlevi olmalıdır. Ya da Antik Dönem anlatılıyorsa sahneye o dönemi çağrıştıracak göstergeler koymak zorundadır. Zincire Vurulmuş Prometheus da illa ki Prometheus olmalıdır. Göstergebilim ?sahne metni?yle ?gösterinin? birleştiği bir göstergeler bütünü dizgesi olarak görülmelidir. Tiyatro / Dram sanatında sezgisellik vardır. Algılama hem anlık bilince hem de bilinçaltı değerlere dayanır.Örn; Sahneye koyulan bir gülen ve ağlayan yüz dünyanın her yerinde Antik Yunan Komedi ve Tragedyasının göstergesidir.Tiyatroda seyirci Dekora, Kostüme, ayrıca bakmasa da, bilinç altısal bilgileriyle yorumlar; belli bir atmosfer sezinler ve aklına yerleştirir. Tiyatro?nun nasıl bir mekanda temsil edildiği çok önemlidir.Truvalı Helen?in Çanakkale’de çekilmesi ve sahnelenmesi. Tanrıların vatanı diye bir oyun yazılması ve İda dağında sahnelenmesi, Evrensel tanıtımız için gösterge olabilir. Aspendos Tiyatrosunu bu anlamda festivallere açmak ve GÖSTERGE yapmak çok başarılı bir fıkırdır. İda dağını da bu konuma getirilmesi gerekir.Bu nedenle tiyatroda göstergebilimsel çözümleme yapabilmek için ?Gösterenin? bir öğesinden yola çıkarak oyunun tamamına bağ kurabilen birimleri en küçük parçalara ayırmak gerekmektedir.

İda / Kazdağında yaşadığı varsayılan mitolojik kahramanlar çok önemlidir. Bu kahramanların her biri göstergedir. Uranos ?gök? tanrı, gaia ?yer? tanrıça, zeus, hera, apollon plastik sanatlar tanrısı, ?Truva atı? göstergedir. Yunan askerlerinin bin pınarlı İda dağının
sık ormanlık olan eteklerinden kestiği odun kütükleriyle Truva atı yapıldı.9 yıl süren Truva Savaşı Truva atı sayesinde kazanılmıştır. Tüm dünyanın bildiği Truva savaşları yabancılar tarafından bir çok kez film olarak çekilmiştir. Yerli yapım yoktur. Ankhises, Aineias, Aphrodite, Herophile, Paris, Athena, Hermes, Eros ?Aphrodite?in oğlu? aşk tanrısı, Ganymedes ölümlü çoban. İda dağıyla ilgili çekilecek her film ve sahnelenecek her oyun İda yani Kazdağı?nı gösterge konumuna getirecektir. İda dağının adını taşıyan ve bu dağda yaşadığı varsayılan her kahramandan ve hikayeden yola çıkarak göstergeler bulunabilir ve sanatsal etkinlikler düzenlenebilir. Zeus Truva Savaşlarını bu dağdan seyreder?İda dağı zeus?un tahtıdır?İda dağı tanrıların tahtı olarak bir göstergedir. Zeus tirandır halkına zulmeder ?gücün göstergesi? Zeus?tur. İda / Kaz dağı tanrıların ve tanrıçaların sefa sürdükleri en güzel yer İda zevk ve sefanın göstergesidir. Zeus Truva Savaşlarını bu dağdan seyreder.

İda Dağı Zeus?un Hera?nın Evidir.İda Dağı Tanrıların evi olarak da bir Göstergedir. Dünyanın her yerinde ?Prometheus? Sınıf Savaşımını Temsil eder. ?Zincire Vurulmuş Prometheus? Göstergedir. Prometheus ZEUS?UN zulmettiği Halka acıyıp Ateşi verir. Zeus Prometheus?u zincire vurdurup kalbini kuşlara yedirtir. İda dağında geçen bir ?mit? olan ?zincire vurulmuş prometheus? Aıskhylos tarafından tragedya olarak yazılarak, tiyatro tarihine geçer. Ezilen halkın verdiği mücadeleyi ve mücadelenin göstergesi olarak kabul edilen ?prometheus? her yıl yurt dışında tiyatro sahnelerine taşınmaktadır.Bilinen ilk politik tiyatro metni olarak kabul edilmektedir. Prometheus?u oynayan oyuncu ?Göstergedir? İda dağına bağlandığı düşünülen Zincire Vurulmuş Prometheus her sahnelendiğinde İda dağına, Anadolu?ya gönderme yapılır.

Ülkemizde bu oyun çok az sayıda sahnelenmektedir. Hangi etnik yapıdan ve renkten olursa olsun ?prometheus? mücadeleyi simgeler, zaman ilerledikçe ?Gösterge? Yani ?Zincire Vurulmuş Prometheus? Aynı kalıyor ama Sahneleme Tekniği Çağa Uyum Sağlıyor.Oyunlarda mitolojik göstergeler belirgindir.Kostümler ülkemizde bulunan heykellerdeki kostümlerle aynıdır. Kostümler Gösterge haline getirilmiştir. Oyuncuların jest, mimik ve beden hareketleri İda dağının mitolojik kahramanların tavırlarıyla aynıdır. Oyuncuların jest, mimik ve beden hareketleri İda dağının mitolojik kahramanların tavırlarıyla aynıdır.Aphrodite?in heykeli ve sahnedeki yansıması.Sahnede İda dağının Paris?i ve Aphodite

Sonuç
Dram sanatı sezgisel olan algılamalara, anlık bilince ve bilinçaltı değerlere dayanır. Sonuç olarak Tiyatroda göstergebilimin de; tiyatrocular tarafından gösterilen ve seyirci tarafından algılanan eserin; nasıl bir mekanda nasıl algılandığına dair bir şifre çözümlemesidir. Göstergeler Tiyatro sanatını var eden oyuncu, seyirci, yönetmen üçgeninde ortaya çıkan, Tiyatro Eserini başarıya taşıyan en önemli şifrelerdir.Bu şifreleri; oyun metninden en iyi şekilde bulup çıkaran yönetmen, oyuncu başarılı eserler ortaya koymaktadır.

Kazdağı uluslararası tiyatro festivali düzenlenmelidir. Göstergeler Tiyatro sanatını var eden oyuncu, seyirci, yönetmen üçgeninde ortaya çıkan, tiyatro eserini başarıya taşıyan en önemli şifrelerdir.Bu şifreleri; oyun metninden en iyi şekilde bulup çıkaran yönetmen, oyuncu başarılı eserler ortaya koymaktadır.Böylesine etkili bir tanıtım aracı olan tiyatro sanatı ülkemizin ve Kazdağının tanıtımı için kullanılabilir. Kazdağı gerekli olan tiyatral malzemeye sahiptir.Tiyatro sanatçılarının ilgisi Kazdağına çekilmelidir.Kazdağı ile ilgili tiyatro oyunları yazılmalı bu oyunlar sıklıkla sahnelenmelidir. Bu sayede her antik tiyatronun ?yunan? tiyatrosu ve her mitolojik kahramanın da Yunanistan?da yaşadığı gibi bir ön yargı yıkılacak, ülkemizin zengin kültürel mirasıyla beslenen kültürler de bu gerçekliği ortaya koymak zorunluluğunu hissedeceklerdir. ülkemize, sanatımıza, sanatçılarımıza, tiyatrolarımıza, mitolojimize yani kültürel zenginliklerimize sahip çıkmalı, tanıtmalı hak ettiği değeri ulusal ve evrensel anlamda vermeliyiz.Böylesine güzel bir kültürel ekolojik, coğrafik , arkeolojik zenginliklere sahip bir başka Anadolu yok . Güzel ülkemize sahip çıkalım.

KAYNAKLAR
ARİSTOTELES., ?Poetika?, Remzi Kitabevi., 5. Baskı s.30. İstanbul Yıl:1997
AYBAR ,Servet.,? Dramaturgide Göstergebilimsel Yaklaşım? htp://www.devtiyatro.gov.tr
NUTKU, Hülya., ?Oyun Yazarlığı?, Mitos Boyut Yay., 1.Baskı, s.30, Yıl: 1999
PAVIS,Partice., ?Gösterimlerin Çözümlenmesi?, Dost yay. S,33, Ankara, 2000.

KAZDAĞI CİVARININ 20.YÜZYILDAKİ YAĞIŞLI VE KURAK YILLARININ DENDROKLİMATOLOJİK YÖNTEMLERLE SAPTANMASI

 

KAZDAĞI CİVARININ 20.YÜZYILDAKİ YAĞIŞLI VE KURAK YILLARININ DENDROKLİMATOLOJİK YÖNTEMLERLE SAPTANMASI

Amaç

Dendroklimatolojinin İklim Değişimlerinin Belirlenmesindeki  Rolü ve
Kazdağı civarındaki iklim değişiminin, yıllık ağaç halka gelişimi yöntemi kullanılarak gosterilmesi. On adet çam ağacından alınan örneklere ilişkin 1900-2000 yıllarını kapsayan standart bir site kronolojisinin oluşturulması.

Uygulanan Yöntemler

Geçmiş dönemlerdeki kurak ve yağışlı yılların saptanmasında ağaç halkaları, oksijen izotopları, varv birikintileri gibi çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bu çalışmada ağaç halkaları ile yöntemler kullanılmıştır. Bu yöntem arazi çalışması ve laboratuar analizleri olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. Bu yöntemleri uygulayarak, geçmiş dönemdeki yağış ve sıcaklığa ilişkin çalışmaları yapan bilim dalına dendroklimatoloji denmektedir.

Arazi çalışması: Örnekler Kazdağları Milli Parkı?nın yakınından alınmıştır. Dendroklimatolojik çalışmalarda örnekler genellikle doğal ortamında bulunan canlı ağaçlardan artım kalemleri şeklinde alınmaktadır. İç kısmı 5 mm çapında delik olan Artım Burgusu (Şekil 1) yardımıyla 10 ağaçtan karşılıklı olmak üzere toplam 20 adet artım kalemi çıkarılmıştır (Şekil 2, 3, 4). Alınan artım kalemlerinin zarar görmemesi için ahşap taşıyıcılara, enine yüzeyleri yukarı gelecek şekilde yerleştirilmiştir. Her bir artım kalemine örnek numarası yazılmıştır.

Arazi resimleri 1, 2, 3, 4

Laboratuar çalışması: Laboratuar çalışması da iki aşamadan oluşmaktadır. Birincisi yıllık halka ölçümleri ve yöre kronolojinin oluşturulması; ikinci de site kronolojisinin iklim verileriyle karşılaştırmadır.

Birinci aşamada; laboratuara getirilen örneklerin üst (enine) yüzeyleri keskin bir maket bıçağı yardımıyla düzeltildikten sonra, sondan başlayarak en içteki yıllık halkaya doğru 10?ar yıllık seksiyonlara ayrılmış ve sonra yıllık halka genişlikleri ölçülmüştür. Ölçümler LINTAP-TSAP Ölçüm Sisteminde 0.01 mm duyarlılıkta yapılmıştır. Yıllık halka ölçümlerinin tamamlanmasından sonra, bireysel standart kronolojiler elde edilmiş ve son aşamada da standart kronolojilerin ortalaması alınarak site kronoloji oluşturulmuştur.

İkinci aşamada; site kronolojisi ile aylık ortalama yağış ve aylık toplam yağış değerleri arasındaki tepki fonksiyonu katsayıları hesaplanmış ve yıllık halka (ağaç halkası) genişliği üzerindeki en etkili aylar ve iklim parametreleri belirlenmiştir. Bu yöntemde iklim değişkenlerinin ana bileşen analizi yapılmakta ve sonunda amplitut matrisi hesaplanmaktadır. Bu matris, iklim değişkenleriyle benzer özellik gösteren ortogonal matris olup, tepki fonksiyonunun son aşaması olan aşamalı çoklu regresyonda bağımsız değişken olarak kullanılmaktadır (Fritts, 1976).

Site kronolojisini oluşturan indis değerlerinin ortalaması ve bu ortalamadan 1 standart sapmayı aşan yıllar belirlenmiştir. Bu yıllar, Anadolu?nun çeşitli yöre ve bölgeleri için yapılan uluslar arası çalışmaların (D?Arrigo ve Cullen, 2001, Touchan et al., 2003; Akkemik ve Aras, 2005; Akkemik et al., 2005; Touchan et al., 2006; Akkemik et al., 2007) sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Böylece 20.yy da Kazdağları civarının kurak ve yağışlı yılları belirlenmiştir.

Bulgular ve Sonuç

On adet çam ağacından alınan örneklere ilişkin 1900-2000 yıllarını kapsayan standart bir site kronolojisi oluşturulmuştur (Şekil 5).

Şekil 5. 1900-2000 yıllarını kapsayan çam site kronolojisi

Site kronolojisi ile yöredeki meteoroloji istasyonlarından Çanakkale Meteoroloji İstasyonu?nun iklim verileri karşılaştırılarak, tepki fonksiyonu yöntemiyle, yıllık halka-iklim arasındaki ilişkiler belirlenmiştir. Çanakkale, Bayramiç ve Edremit meteoroloji istasyonları arasındaki ilişki incelendiğinde değerlerin birbirine çok yakın olduğu tespit edilmiş (Şekil 6); buna dayanarak, verileri en uzun olan Çanakkale Meteoroloji İstasyonu verileri kullanılarak dendroklimatolojik çalışmalar yapılmıştır. İlk aşamada tepki fonksiyonu hesaplanmıştır (Şekil 7).

Şekil 6. Üç meteoroloji istasyonuna ait değerlerin karşılaştırması

Şekil 7. Tepki fonksiyonu katsayıları

Grafikte, 0 doğrusunun üzerindeki aylık tepki fonksiyonu değerleri, halka genişliğini doğrusal (pozitif) yönde etkilemektedir. Negatif değerler ise ters yönde etkili olan ayları göstermektedir. Özellikle Nisan-Temmuz arasındaki dönemde yüksek yağışlar ağaç gelişimini olumlu yönde etkilemekte olup, bu aylardan Temmuz ayının katsayısı 0.95 güven düzeyinde anlamlıdır. Sıcaklık genel olarak daha az etkiye sahiptir. Bu sonuçlar, alanın genel olarak ilkbahar ve yaz aylarında su noksanlığı yaşadığını, bu dönemdeki yağışların ağaç gelişimini etkilemesinden dolayı büyük önem taşıdığını ve sıcaklığın da önemli bir etkiye sahip olmadığını göstermektedir.

Tepki fonksiyonu sonuçlarına dayanılarak Nisan-Temmuz döneminin yağışlarının toplamı alınmış ve yıllık halka genişlikleriyle karşılaştırılmıştır (Şekil 8). Grafikte görüldüğü gibi yıllık halka gelişimi ile Nisan-Temmuz dönemi toplam yağışları arasında büyük bir paralellik bulunmaktadır. Bu sonuçlara dayanarak, yıllık halkaların dar olduğu yılların ilkbahar-yaz döneminin kurak, yıllık halkaların geniş olduğu yılların da ilkbahar-yaz dönemlerinin yağışlı geçtiğini söylemek mümkündür.

Şekil 8. Çam site kronolojisi (mavi) ile Nisan-Temmuz dönemi toplam yağışı (pembe)

Bu sonuçlardan sonra, tekrar site kronolojisine dönülmüş, site kronolojisi üzerinde ±1 standart sapma doğruları çizilmiş, kurak ve yağışlı yıllar belirlenmiştir (Şekil 9)

Şekil 9.Site kronolojisi üzerinde ±1 standart sapmayı aşan yıllar. Bu yıllardan yukarıya doğru olanlar yağışlı, aşağıya doğru olanlar da kurak yılları göstermektedir.

Yararlanılan kaynaklar

Akkemik Ü, Aras, A. 2005. Reconstruction (1689-1994) of April-August precipitation in southwestern part of central Turkey. Int. J. Climatol, 25, 537-548

Akkemik Ü, Dagdeviren N, Aras N. 2005. A preliminary reconstruction (A.D. 1635-2000) of spring precipitation using oak tree rings in the western Black Sea region of Turkey. Int. J. Biometeorol. 49 (5): 297-302.

D’Arrigo R, Cullen HM. 2001. A 350-year (AD 1628-1980) reconstruction of Turkish precipitation. Dendrochronologia 19, 2, 169-177.

Touchan R, Garfin GM, Meko DM, Funkhouser G, Erkan N, Hughes MK, Wallin BS. 2003. Preliminary reconstructions of spring precipitation in southwestern Turkey from tree-ring width. Int. J. Climatol. 23: 157-171.

Touchan R, Xoplaki E, Funchouser G, Luterbacher J, Hughes MK, Erkan N, Akkemik Ü, Stephan J. 2005a. Reconstruction of spring/summer precipitation for the Eastern Mediterranean from tree-ring widths and its connection to large-scale atmospheric circulation. Clim. Dyn. 25: 75-98

BASININ VE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Türkiye?de 80?li yıllardan bu yana izlenen neoliberal politikalar ile sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, çevre ve tarım alanları en büyük tahribatı görmüş, özelleştirme uygulamaları ile de bu ulusun dişinden tırnağından artırarak oluşturduğu kamu işletmeleri yok pahasına bir çoğu da amacı ve kaynağı belli olmayan yabancılara, küresel sermaye gruplarına hizmet eden yerli işbirlikçilerine satılmak suretiyle elden çıkarılmıştır. Şimdi sırada sularımız, ormanlarımız, ovalarımız, dağlarımız ve madenlerimiz  vardır.

2004 yılında Dünya Çevre gününde yürürlüğe giren 5177 sayılı yasa ile değişik 3213 sayılı maden yasası ile 100 bin Km² si Batı Anadolu da olmak üzere 159 bin Km² lik bir alanda çoğunluğu yabancılar ve onların işbirlikçilerine  maden arama ruhsatı verilmiştir. Bu saha yeni müracaatlarla birlikte 450 bin Km² yi bulmaktadır.Yani ülke yüzölçümünün yaklaşık yarısı, çoğunluğu yabancı olan maden şirketlerinin denetimine verilmiştir. Karşılığında alınan 1750 milyon dolar onur kırıcı bir bedeldir.

Son günlerde Kazdağlarında altın aramaları ile ilgili olarak önce Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü onurlu mücadeleyi ?ajanlık ? olarak nitelemiş, arkasından da yanına aldığı 22  madenci (altıncı) bilim adamı ile birlikte Bakanın  üslubu ile bu mücadeleyi bilgisizlikle suçlamıştır. Bu arada da Kazdağlarında çok ciddi maden rezervi bulunduğunu ilan etmişlerdir. Bu ilanın zamanlaması bakanın deyimi ile manidardır.

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanının maden deyince, aklına altın gelmekte ve altını en kirli şekilde (siyanür liçi ) çıkarmaya çalışan işbirlikçilerin hamiliğine soyunmaktadır.

Kazdağlarında ciddi maden rezervinin olduğunu söyleyenler bilmelidirler ki; Kazdağları, çevresinde yaşayan 1.5 milyon insanın temiz, güvenilir su kaynağıdır. Dünyanın ikinci önemli oksijen merkezidir. Bünyesinde barındırdığı önemli sayıda endemik bitki ve hayvan varlığı ile önemli bir gen merkezidir.Tarih, kültür alanı ve mitoloji kaynağıdır. Başta İlyada olmak üzere Homeros destanları bu toprakların kültürünü, uygarlığını anlatır. Bu destanlar Avrupa?da ilköğretimden başlayarak okullarda okutulur, bizim ülkemizde de okullarda okutulmalıdır. Dünyanın en kaliteli meyve ve sebzelerinin yetiştiği bir mekan, önemli bir süt ve et üretim merkezidir. Ülkemizin en önemli orman alanlarından biridir. Eteklerinde yetişen zeytini ve üretilen yağı sarı altındır. Bu değerlerin tamamı Kazdağlarının üzerindedir. Kazdağları böyle de kalacaktır. Yer altındaki maden rezervleri yer üstü zenginliğinin yanında bir hiçtir.

Kazdağları yer yüzü cennetidir. Bu cennette dağların içinin oyularak siyanürlü yöntemle altın üretilmesi başta suları, havayı, tarım topraklarını kirletecek, ormanları yok edecek, tarihi değerleri ve kültürel yapıyı bozacak, tüm tarımsal üretimi hem nicel hem de nitel olarak düşürecek, bölgenin organik nitelikteki üretim özelliğini bozacak, yörede yetişen ürünlerin pazar payını düşürecektir.

Et ve süt üretiminde, siyanür ve onun çözündürdüğü arsenik, molibden, civa gibi ağır metallerin varlığı önemli beslenme sorunları yaratacak başta bölge insanı olmak üzere geniş bir kesimin gıda güvenliği tehlikeye düşecektir. Yörede tarımda çalışan yüzde 50 den fazla nüfus işsiz ve aç kalacak yurt bildikleri toprakları terk edeceklerdir.

Zaten kıt olan su kaynakları, kirlenmenin ötesinde tükenecektir. Altın çıkarmada 1 ton kayaç için 3 ton  su kullanılacak, 1 trilyon tondan fazla kayacın işleneceği düşünüldüğünde 3 trilyon tondan fazla suyun kullanılacağı açıktır.Tüm dünyada suyun stratejik öneminin arttığı bu konuda önemli pazarların oluştuğu ülkemizin de güvenlik sorunu haline geldiğini düşündüğümüzde böyle bir lüksümüzün olmaması gerekmektedir.

Maden ocakları 1.derece deprem bölgesindedir. Bölgede halen diri olan ve büyük ölçekte deprem üretmesi muhtemel olan faylar mevcuttur. Maden işletilip, alan atık barajları ile terk edildiğinde hem deprem riski sürecek hem de yörede tüm canlılar için ölümcül hastalıklar yüzlerce yıl etkisini sürdürecektir.

Tüm bu olumsuzluklara karşın madenciler tarafından ödenecek devlet hakkı yine madencilerin beyanları esas alınarak ocak başı satış fiyatının yüzde 2 sidir. Yani 100 gr altının 2 gramı devlete ödenecek 98 gramı çok uluslu şirketlerin kasasına gidecektir.

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile madencilerin Kazdağlarının kuzeyi ile güneyini birbirinden ayırma, güneyinde maden işlemekten vazgeçip, kuzeyi maden işletme alanı olarak belirlemek gibi bir niyetinin olduğu dikkatlerimizden kaçmamaktadır. Kazdağları  bir bütündür. Kuzeyi yani dorukları yani su kaynakları kirletildiğinde güneyinin bu kirlilikten payını alacağı bilinmektedir.

Güneydeki duyarlı kamu oyu ve sivil toplum örgütleri bu durumun farkındadır. Bu amaçla bölgede oluşan olumlu hava ?böl yönet? mantığı ile bozulmaya çalışılmaktadır.

Çanakkale halkı ile Körfezin duyarlı insanları bu konuda tek yumruktur. Bölünmek şöyle dursun Türkiye?nin altın çıkarılan  tüm bölgeleri ile birleşme kararlılığındadır.

Gerek Enerji ve Tabi Kaynaklar  Bakanının gerekse onunla beraber hareket eden ve aynı üslubu kullanan 22 adet bilim adamının bu durumu ve Kazdağlarının yer üstü zenginliklerini bilmemesi bilgisizlikten kaynaklanmıyor ise; gözlerini dünyanın en kirli ve en kanlı madeni altının bürümesindendir.

Altın madeni işletilmesinin çevreye, insan sağlığına etkileri değerlendirilmeden, toplumsal maliyetleri hesaplanmadan, yöre insanının izni ve onayı alınmadan ruhsatlandırılmasında hiçbir toplumsal yarar olmadığı için başta Danıştay olmak üzere mahkemelerce iptal kararı verilmektedir.

3213 sayılı maden yasasının bazı maddelerinin iptali için  anayasa mahkemesinde açılan dava 3 yıldan fazla süredir sonuçlanmamıştır. Söz konusu davanın biran önce sonuçlanmasını diliyoruz. Sonrada yerine ulusal çıkarlarımızı gözeten yeni bir yasa konmalıdır. Bu yasa nedeni ile genelde ülkemiz üzerine özelde de Kazdağları üzerine konan ipotek kaldırılıncaya kadar işbirlikçilere, ajanlara inat bu onurlu mücadelemiz sürecektir.

Saygılarımızla

  

Hicri NALBANT

Çanakkale Çevre Platformu

Sözcüsü