“DOĞAYI REHBER ALIRSAK ASLA YANILMAYIZ”
Dr. A. Gazi TUNCER
“NATURAM DUCEM SEQUENTES NUMQUAM ABERRABİMUS”
“DOĞAYI REHBER ALIRSAK ASLA YANILMAYIZ”
“Eğer vatan denilen şey, kupkuru dağlardan, taşlardan, ekilmemiş sahalardan, çıplak ovalardan, şehirlerden ve köylerden ibaret olsaydı onun zindandan hiçbir farkı olmazdı.” Mustafa Kemal Atatürk
Güzel yurdumun cennet köşelerinden ,geçmiş ve gelecek tarihimizin toplumsal etkileşiminde önemli bir yeri olan Kaz Dağlarının başka bir boyutunu sizlere anlatacağım. Sizlerden Kaz Dağlarını Hasan Boğuldu göletinin , Sütüven Şelalesinin ve doğal güzelliklerinin dışında bir başka bakış açıyla görmenizi ve duyumsamanızı isteyeceğim.
Temmuz Ortalarında elektronik bir ileti alıyorum. “18 Mart Çanakkale Üniversitesi ve Bayramiç Belediyesinin düzenlemiş olduğu 3. Çevre Eğitim Kursuna katılmak istermisiniz?” Hemen aklıma son günlerin önemli gündemlerinden biri geliyor. “ Kaz Dağlarında Altın arama ruhsatı verildi”. Basında boy boy manşetlerle yer alan bu haber çıktığında yüreğimdeki nefret duygularının nasıl da alevlendiğini hatırlıyorum. Uluslararası sermayenin büyük bir bölümüne sahip olan para babaları çıkarları uğruna kendi topraklarında yasaklanmış olan yöntemlerle benim uğruna nice şehitler vererek kutsanan cennet vatanımı kirletme hakkını kimden alıyorlardı? Kaz dağlarından çıkaracakları altını kendi ülkelerine götürürken benim güzel yurdumun topraklarında bıraktıkları zehirli atıklar yetmeyecekmiş gibi çevresine ve ekolojik düzene verecekleri zararları düşünmek bile ruhumu karartmaya yetiyor. Kazı alanlarından çıkaracakları hafriyatın döküldüğü alanlar ile, bu alanlara ulaşmak için açılacak yollar boyunca kesilen ağaçların hesabını kime verecekler. Yüzyıllardır bu bölgenin havasını suyunu temin eden kaz dağlarını kirleterek çocuklarımızın sakat,özürlü ve hastalıklı doğmalarının sebebi olmaktan hiç mi vicdanları sızlamayacaktı? Kesinlikle sızlamayacaktı. Çünkü bu canavar sermaye benim hem dirimden hem de ölümümden para kazanmayı kendisine ilke edinmiş. Çıkardıkları altınlarla kuracakları ilaç fabrikalarında üretecekleri ilaçları , altını çıkarırken hastalandırdıkları bu vatanın güzide evlatlarını iyileştirmek adına satarak tekrar tekrar sömürecekler.Kısacası kendi çıkarları adına her koşulda ülkemin taşına toprağına ve yaşayan her türlü canlısına insafsızca zarar vermeyi amaç edinmiş sermayenin kıskacına gireceğiz.Bu düşünce karmaşası içinde iletiyi yanıtlıyorum Ben de bu mücadelenin bir parçası olmalıydım. 1/5 Ağustos aralığındaki 22 kişilik gönüllü çevre dostu gurubuna katılıyorum.
1980-1982 yılarında Edremit’te hükümet tabipliği yaptığım yıllarda kaz dağlarının güney yamaçları hakkında yeterli bilgiye sahiptim. Sarıkız tepesinde yaptığım bir otopsi nedeniyle güney yamaçlarını zirveye kadar görme imkanına sahip olmuştum . Benim için bilinmeyen kuzey yamaçları ve Bayramiç ovası idi. Bu kurs sayesinde dünyanın en çok oksijenine sahip olan kaz dağlarının daha farklı bir bakış açısıyla tanıma imkanı doğmuştu. Sizlere beş günlük gezi boyunca nerelere gittiğimizi neler yaptığımızı anlatmayacağım .Meraklısı her zaman çeşitli alternatiflerle bu imkanlara sahip olabilir.Sizleri Kaz Dağları’nın tarihi geçmişine götürmek ve bu vatan için neler ifade ettiğini açıklamak adına bilgilendirmenin çok daha doğru olacağına inanıyorum
.Kaz dağları nedir? Ne değildir.?
Yunanlılar döneminde Kazdağı’na “İda-İlyeda” ve doruğuna da “Ayda” denilmektedir. “Ayda” o dönemde ilâhların ve ilâhelerin kutsal merkezidir. Sarı Şaman dininden olan şimal Türklerinden Aktav Türkleri buraya gelip yerleşince eski inançlarını Türk-İslâm perdesine bürüyerek “Ayda” doruğuna “Sarı kız” ve asıl dağa da “Kaz-dağı”adını verirler. “Kaz” kelimesi; bügün “Tahtacı” dediğimiz kereste ve marangozluk mesleği ile uğraşan Türkmenlerce kutsal sayılan bir hayvandır. Çember veya üçgen içine çapraz iki kazayağı olarak işlenen, ilahi ve uğur getiren bu sembol; her Türkmen’in iş elbisesinden mezarına kadar her yerde kullandığı bir simgedir. İşte bu nedenle de İda Dağı’nın adı Kaz Dağı olmuştur
Osmanlı devleti, Gelibolu’da ilk tersanesini oluştururken, gemilerin ağaçları Kaz Dağı’ndan sağlanıyordu. 1450’li yıllarda, Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethi için kereste temin maksadıyla Çukurova’dan buraya tahtacı nakli istiyor. Bu amaçla Durhasan Dede’ye bağlı Tahtacılar da Çukurova’dan Kaz Dağı’na getirilip yerleştiriliyor. Kaz Dağı, Horasan erenlerinden Sarı Saltuk Baba’nın ikametgahıdır. Bu yöredeki Türkmenler için ibadet merkezidir.
Kaz Dağı, yalnız hava, toprak ve su değildir. Geçmişten günümüze Biga yarımadası’nın (Troas) gerek karasal, gerekse sucul eko-sisteminin en vazgeçilmez unsurudur. Kaz Dağı; yerüstü ve yeraltı su rezervleriyle, sıcak ve soğuk su kaynaklarıyla, Biga yarımadası’nın hayat kaynağıdır., Anadolulu şair Homeros’a göre “Bin pınarlı, çok pınarlı, hayvanı ve bitkisi bol olan yer” kazdağı’dır. Doğal bitki örtüsü olan ormanları, endemik türleri, gen kaynakları ve koruma alanları ile bölgenin yaşam kaynağıdır. Dünyamızın en önemli ekolojik bölgelerindendir
Kaz Dağı, doğal ve kültürel kaynak değerleri açısından oldukça zengin bir potansiyele sahiptir. Bu değerler Kaz Dağı kütlesinin tümüne dağılmış durumdadır. Kaz Dağı; tarihsel, kültürel, ekolojik ve toplumsal mirasımızdır.
Kaz dağına yönelik mitolojiler oldukça fazladır. Tanrılar ve Tanrıçalar arasındaki ilişkiler ile İnsanlarla Tanrı ve tanrıçalar arasındaki ilişkilerin geçtiği mekân; hep Kaz Dağı’dır. Mitolojilerin ana kaynağı Homeros’tur. “Zeus ve Ganymede”; “Afrodit ve Anchises”; “Güzellik yarışması”; en ünlülerindendir.”Sarı kız Efsanesi” ise yörenin Türkmenlerce yapılandırılmasından sonra oluşmuş ve dağların bugünkü ismini aldığı en önemli hikayesidir.
İnsanlığın doğal ve kültürel evrensel değeri, efsanelerin kutsal yeri Kaz Dağları, uygarlığın temellerinin kurulduğu TROİA’nın ev sahibidir. Aristo’nun okulu Hümanizmin merkezi de Kaz Dağı’ndadır. Dağın etrafı Troia başta olmak üzere; Adramitium, Antandros, Assos, Lemponia, Gargaria, Kebrene, Skepsis.. gibi çok önemli antik yerleşimlerle çevrilidir.
Kaz dağlarına ve yöreye gelebilecek en büyük tehlike 1-Çan Termik Santralı ve 2-Zengin maden yataklarının yaratacağı olumsuzluklardır.
Sorunların bir başka boyutu; küresel ısınmaya da gerek kalmadan yaşanacak olandır. O da Kaz Dağı’ndaki madenlerin çıkarılmaya başlanmasıyla oluşacaktır. Felaketin ilki madenlerin çıkarıldığı bölgede oluşacak erozyondur. Genelde engebeli bir yapıya sahip olunan bu topraklarda doğal bitki örtüsü bozulduğunda erozyon hızla kendini göstermektedir. Bu durum da gölet ve barajların kullanım sürelerinden önce dolması gündeme taşınacaktır.
Diğer bir sorun; Madenlerin çıkarıldığı bu bölgede kullanılacak kimyasallarla ya da kül barajlarına bırakılan ve aktif hale gelmiş partiküller ve ağır metallerle; yer altı ve yüzey sularının kirlenmesiyle yaşanacak olandır. Suların kirlenmesi ise, bölge tarımının ve halkının sonunu hazırlayacaktır. Yurdumun dört bir tarafına bu yöreden gönderilen gıdaların ve sebzelerin kirletilmesi sonucu oluşabilecek sağlık sorunlarının boyutlarının nerelere varacağını tahmin etmeniz hiç de zor olmayacaktır. Geleceği planlamakla yükümlü olan merkezi ve yerel yönetimler, akademisyenler ve doğaya duyarlı olan herkese düşen görevler olduğunu unutmayalım. Özellikle bizlerin geleceğini karartmaya yönelik bu yönde yapılacak her türlü uğraşılara karşı uyanık olmak en başta gelen görevlerimiz olmalıdır.
Şu gerçek asla unutulmamalıdır .”Kaz dağlarının üstündeki zenginlik altındakilerden daha değerlidir.”
Dr. A. Gazi TUNCER
****Not: Değerli çevre dostlarına başta M. Şehabettin KALFA’ nın “Yeşil Dünya Kaz Dağları” yazısından ve diğer öğretim görevlilerinin eğitim notlarından yararlandığım ve kaynak olarak kullandığım için kendilerine çok teşekkür ediyorum. Ayrıca tüm eğitmenlere ve Bizleri ziyaretleri ile şereflendiren Sayın Rektör ve tüm eğitim kadrosuna Bayramiç Belediye Başkanı ve ekibine sonsuz teşekkür ve sevgilerimi sunmaktan gurur duyuyorum.Tüm gurup arkadaşlarıma sevgiler selamlar….Yazım bu ayki Tepecik Hastane Bülteninde yayınlanacak
Ayazma Şenliklerinde bizde vardık Sedir ağacı ve kozalağı
Çevre Gönüllüleri “hay maaşallah” Ağaç MANTARI
Tarihte kayıtlı ilk rüşvetin bu yarışmada Afrodit ** Paris’in Elazığ’lı versiyonu
tarafından Paris’e verildiğini biliyormusunuz?
Muhteşem Kayın ormanları
Sütüven Şelalesi
Burası cennet VE GILMAN GAZİ