KAZDAĞINDA YAŞADIĞI VARSAYILAN MİTOLOJİK KAHRAMANLARIN TİYATRO GÖSTERGEBİLİMİ AÇISINDAN İNCELENMESİ
The Examination of the Mythological Heroes who were Supposed to live in Kazdağı from the Theatral Point of View
Ezgi Oya GÜMÜŞ
Süleyman Demirel Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi
oyasmg@gmail.com
Kaynaklarda Asya Minör olarak geçen Ege Bölgesi Antik Mitoloji açısından önemlidir. Milattan önce bu bölgede yaşamış olan medeniyetler, Anadolu’ya çok zengin, kültürel miras bırakmışlardır. Bu mirasın en önemli kısmını mitolojik hikayeler ve tiyatro oyun metinleri oluşturmaktadır. Antik Tiyatro metinlerinin konusu mitolojiyi; Tanrılarla Ölümlülerin ilişkileri oluşturmaktadır. Kaynağını Anadolu’dan alan bu mitler Yunanlıların kültürel, tiyatral alt yapısını oluşturmakta “Antik Yunan Mitolojisi” olarak literatürde geçmektedir. Antik Yunan Mitolojisinin en önemli kahramanlarının Kazdağı’nda yaşadığı varsayılmış; İDA tanrıların, tanrıçaların evi olarak tanımlanmıştır. Mitler açısından zengin olan İda Dağı yabancı tiyatrocuların, dikkatini çekmektedir. İda Dağında yaşamış olan kahramanların hikayelerini tiyatro oyunlarında kullanabilmek için derinlemesine çalışmalar yapmaktadırlar. Yabancı tiyatrocular; Antik Tiyatro oyunlarını Modern tiyatro sahnelerine taşımaktadırlar. Antik Mitoloji ve tiyatrolar üzerine tiyatral, göstergebilimsel incelemeler yapmaktadırlar. Antik Yunan Mitolojisini yüzyıllardır bağrında barındıran Anadolu’da yetişmiş tiyatrocular ve edebiyatçılar İda Dağında yaşamış olan tanrıların, tanrıçaların mitlerine ve yine bu Dağa ait Sarıkız Ve Hasan Boğuldu efsanelerine de gereken önemi göstermemektedir. Çalışmamın amacı mitlerin Tiyatro Göstergebilimi açısından incelenerek, tiyatro açısından önemini ortaya koymak, rahatlıkla tiyatro sahnesine taşınabilecek olan bu mitlerin zengin görsel malzemeler olduğu göstermektir. Bu çalışmam kaynağını Anadolu’dan alan bu mitlerin en az onları sahiplenmeye çalışan yabancı sanatçılar kadar, tiyatro ve edebiyatla uğraşan tüm Türkler tarafından önemsenmesi gerektiğini vurgulamayı amaçlamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Kazdağı, Mitoloji, Göstergebilim, Tiyatro.
The Aegean Region so called as Asia Minor in the literature has an antique mythological importance. The civilazations B. C. left a cultural heritage for Anatolia. The most important part of this heritage includes the mythological stories and theatre texts. The texts of Antique Theatre consists of mythology and the relations between the gods and the mortals. These mythes called as “Antique Greek Mythology” are known to shape the Greek culture and theatral substructure. The most important heroes of the Antique Greek Mythology were supposed to live in the Kazdağı (İda Mountain). The İda was described as the house of the gods and the goddesses. The İda Mountain attracts the foreign theatre playwriters’ and artists’ interests with its mythological richness. They make detailed researches about the stories of the heroes living in the İda for writing and performing plays about them. The foreigners perform the antique theatre plays on modern stages. They make theatral and semiological examinations on the antique mythology and theatres. The playwriters, artists and the literature men who are grown in Anatolia do not pay enough attention for the mythes of the gods, the goddesses and the legends of Sarıkız and Hasanboğuldu of the İda Mountain. The aim of my study is to examine the mythes semiologically, to explain their importance and to prove that they can easily be performed on the theatre stages. Also the aim of my study is to make an emphasize that the mythes derives from Anatolia must be considered important by all Turkish people related with theatre and literature instead of the foreigners who are acting as the real owners of these mythes. Key Words: Kazdağı, Mitoloji, Semiology, Tiyatro.
GİRİŞ
“Bilim bir takım şeylerin işleyişini açıklar, onlardaki yaşama kulak asmaz”
Bilimin göz ardı ettiği noktaları alıp yeniden yaratma işi; sanatın ve sanatçının işidir. Tiyatro sanatı kitlelere bilgi aktarmanın en profesyonel yoludur. İlkel dönemlerde insanların korkularını bastırmak için gerçekleştirdikleri tanrıya, tanrılara yakarışı içeren bir çeşit “Ritüeller” olarak başlayan tiyatro daha sonra içine Dramı alarak gelişmiş; günümüz Modern Tiyatro sanatına dönüşmüştür. Tiyatro içerisinde bir çok alt birimi barındıran komplike bir sanat dalıdır. Oyuncusu, tasarımcısı, yönetmeni ve yazarıyla bir bütündür. Bu bütünlük seyirci ile buluştuğu anda “Tiyatro Sanatı” olur. Tiyatro yaşamın içinden ortaya çıkan malzemesi insan olan eşsiz bir sanat dalıdır. Tiyatro hayatın, yaşanmışlıklarını canlandıran hikayedir.
“Tiyatro eylemdir”. “…Çünkü tragedya kişilerin değil, tersine onların hareketlerinin, mutluluk ve felaket içinde geçen bir hayatın hikayesidir. Mutlu¬luk ve felaket, harekete dayanır. Hayatımızın son ereği eylemdir. Eylemin dışında olan şey değildir” Neden Yazıyoruz? İnsanlar bir çok nedenden dolayı, yazmaya eğilim göstermiştir. İnsanlar ölümsüz olabilmek, var olabilmek, tanrılara ulaşabilmek ama en çok da düşüncelerini karşı tarafa aktarabilmek için yazmaya yönelmişlerdir. Sanatta, fikirlerimizi aktarımının ve ideolojilerimizi geniş kitlelere ulaştırmamızın en kolay yolu “Yazma” eyleminden geçer. Yazı gücümüz; yani kalemimiz, ne kadar güçlü olursa kalıcılığımız ve ikna gücümüz de o kadar etkili olur. “Yazarın çanağında ne varsa kaşığına o gelir” sözünü söyleyen Turgut Özakman çok önemli bir noktaya değinir. Oyun yazarının ufku ne kadar genişse bir olay karşısında o kadar başarılı eserler ortaya koyar. Yazarın ufku dramatik olanı yakalamadaki ustalığıyla eştir. Dramatik olanı yakalamada son ve önemli bir özellik de, olayın devingen olmasıdır. Eğer seçilen malzeme devingen bir yapı taşıyorsa ancak o zaman oynanabilir özellikleri barındırıyor de¬mektir. Dramatik Olan: İnsanla ilgilidir. İnandırıcı ve tutarlıdır. Düşünsel ve toplumsal boyut içerir. Çelişki ve karşıtlıkları barındırır, çatışmayı ve bu çatışmanın ilginçlik özelliğini ortaya koyar. Bu nedenle de ilgi çekici olmadır .
Bu bağlamda baktığımız zaman Tiyatro Göstergebiliminin yalnızca bir eleştiri yöntemi değil, tiyatro oyununun nasıl oluştuğunu, seyirciyi nasıl etkilediğini inceleyen bir uygulama alanı olduğu tartışılmıştır. Göstergebilimin temelleri İsviçreli dilbilimci Saussure tarafından ortaya atılır.
Göstergebilim; göstergeleri, gösterge dizgelerini inceleyen bilim dalıdır. Göstergelerin ve onların çalışma biçimlerini araştırır. “Göstergebilim” insanın gösterge oluşturma, göstergelerle dizge kurma ve bunlar aracılığıyla iletişim sağlama mekanizmasını araştırır. Göstergebilim bizleri çevreleyen göstergeleri çözümlemeye anlamlandırmayı amaçlar. “Göstergebilimsel çözümlemeler” herhangi bir yapıyı incelerken, her bir birimin diğer birimlerle kurduğu ilişki içerisinde değer kazandığını varsayma ve ilişki türlerini saptama amacını güder. Göstergebilimciler “Gösterimi” göstergeler karmaşası olarak çözümlerken tiyatro sanatını sonuçtan; yani sahnelenmiş oyundan yola çıkarak ele alır. Yani göstergebilimcilere göre göstergebilimsel yaklaşımın temel malzemesi “Gösterim”dir.
Göstergebilimcilerin çözümledikleri yapı tiyatro çalışmasının son aşamasıdır. Göstergebilimin tiyatrodaki amacı gösterinin bir öğesinden yola çıkarak oyunun tamamıyla bağ kurabilen birimlerin tamamını parçalara ayırabilmektir. Partice Pavice bunu “un ufak etme işlemi” olarak tanımlar. Ama tüm bunların ışığında “seyirci oyunun tamamını algılama ve dolayısıyla betimleme gereksinimi duymaktadır” der. Yazın ve tiyatro göstergebilimi; gösterimden çok metinle ilgilenen eski dönem eleştirmenlerine karşı çıkarlar. Tiyatro Göstergebilimine iki farklı yaklaşım vardır.
Saussure ve Peirce yaklaşımı; Saussure tiyatroyu; Gösteren/ Gösterilen; Peirce ise Temsil/ Nesne/ Yorumlayan olarak ele alır. Tüm bunların ışığında Tiyatroda Göstergebilim 1970’li yıllarda akademik tiyatro ortamına girer. Antonin Artroud bu gelişmelere öncülük eden tiyatrocudur. Otto Zich, Jan Mukarovsky, Tadeusz Kowzan, Keir Elam, Martin Esslin, Erika Fischer-Lichte ve Patrice Pavis gibi kuramcılar da bu konuda çalışmalar yapmıştır. Her kuramcı, tiyatral göstergeleri kendine özgü bir anlayışla sınıflandırır. Kuramcıların buluştuğu ortak nokta sahnedeki her unsur bir gösterge ve gündelik hayatta olduğundan farklı anlam taşıdığıdır. Anlamı belirleyen, dramatik aksiyonun yorumudur . Tiyatro: Canlandırma Sanatıdır. Sahne sanatıdır.Mitoloji: Antik dönemde yaşadığı varsayılan tanrı ve tanrıçaların hikayeleri.Mitolojik Kahraman: Milattan önceki dönemlerde yaşadığı varsayılan yarı ölümlüler, tanrılar ve tanrıçalar mitolojik kahramanlardır. Ele Alınan Kavramlar; Tiyatroda Gösteren ve Gösterilen İlişkisi; tiyatro gösterisinin yapılandırılması ve çözümlenmesinde temel unsur olan Gönderge kapsamında incelenen ( İkon, Endis “belirti” Simge)’dir. Tiyatroda göstergebilim söz konusu olduğunda her şey izleyicilerle aynı anda, eş zamanlı olarak algılanmalıdır. Tiyatroda en öncelikli gösterge metindir. Oyuna Göstergebilimsel eleştiri yapılacaksa bu öncelikle metine yapılmalıdır. Tiyatro metninde iki tür gösterge vardır. A: Replikler, B: Parantez İçi Açıklamalar.
Tiyatro Göstergebiliminde İkonik göstergeler vardır. Bu ikonlar simgesel gösterge sistemini oluşturur. Örn¸bir Yükselti üzerine konmuş bir Taht, gerçek bir Taht’ın ikonudur. Aynı zamanda da kralın statü olarak simgesel bir göstergedir. Üst düzeyde olduğunu imler. Bütün ikonlar gösterge değildir. Göstermeci tiyatro tekniğinde şarkının ve dansın gösterge niteliği daha güçlüdür. Soyut dekorlar ise tiyatroda ikonik özelliklerini yitirirler. (Meyerhold Tekniği) İkonik göstergelerin doğasına tamamen benzemek gibi bir gerekliliği yoktur. “Ev” yerine onu simgeleyen “ev iskeleti” yapılabilir.
Tiyatroda dramatik gösterinin ortaya çıkmasından sorumlu olan yönetmen her hareketin, bakışın, sahne dekorunun ayrıntısını ve makyajın anlamını seyirciye sezdirmek zorundadır. Yönetmenin; bir gösterinin nasıl işlediğini, onun nasıl bir gösterge olduğunu ve istenilen sonuca nasıl uygun olduğunu, olacağını bilmesi gerekir. Göstergebilim “sahne metni”yle “gösterinin” birleştiği bir göstergeler bütünü dizgesi olarak görülmelidir. Sahneye koyma eylemi “göstergeye dönüştürme” etkinliğidir. Göstergebilimde üst metin önemlidir. Bu metin yönetmen tarafından provalar sırasında istemsiz bir şekilde oluşur. Oyunun tamamına hakim olan göstergeleri içerir. Tiyatro göstergebilimi; gösterimden çok metin ile ilgilenen geleneksel eleştirinin izlenimciliğini ve göreliğini aşma amacıyla ortaya çıkar.
Tiyatroda göstergebilim maalesef 1970’li yıllardan sonra üniversitelere girmeye başlar. Bu konuda en büyük çaba tiyatro Kuramcısı Antoin Artoud a aittir. Tiyatro / Dram sanatında sezgisellik vardır. Algılama hem anlık bilince hem de bilinçaltı değerlere dayanır. Tiyatroda seyirci dekora, kostüme, ayrıca bakmasa da, bilinç altısal bilgileriyle yorumlar; belli bir atmosfer sezinler ve aklına yerleştirir. Tiyatro’nun nasıl bir mekanda temsil edildiği çok önemlidir.Bu nedenle tiyatroda göstergebilimsel çözümleme yapabilmek için “Gösterenin” bir öğesinden yola çıkarak oyunun tamamına bağ kurabilen birimleri en küçük parçalara ayırmak gerekmektedir. Tüm Dramatik Görsel Gösterimler İçin; “Tiyatro / Sinema” geçerli olan gösterge sistemler şunlardır; Oyun Dışı Sistemler; Afiş, Broşür, Diğer Tanıtım Araçları Oyun İçi Sistemler Görsel Gösterge Sistemleri; Dekor, Kostüm, Makyaj, Aksesuar, Işık İşitsel Gösterge Sistemleri, Müzik, Ses Efekt Oyuncu (Görsel İşitsel Gösterge) Karakter-Tip, Jest, Mimik, Mekan içi durum ve hareketi, Metin; olarak şematize edilir. Tüm bu göstergeleri de tiyatroda “Biçime ve İçeriğe” ilişkin olanlar şeklinde ikiye ayırmaktayız. A: İçeriğe bağlı göstergeler: Konu, tema, kişiler, olaylar. B: Biçimsel Göstergeler: Dil, oyuncular, sahne tasarımı, tüm, müzik, ışıktır.
Mitolojik bir hikayeyi anlatan oyunda gösterge mitolojik kahramanlar ve onların temsil ettikleridir. Örn: “Truva’lı Helen” adlı gösterimde “Truva Atı” bir göstergedir. Sophokles’in “Antigone” adlı oyununda Antigone göstergedir. Halk sınıfını temsil eder.Antik Tragedyaların hepsinde “KORO” Göstergedir. KORO Tanrıları ve onların değişmez yasalarını temsil eder.
Tiyatro Göstergebiliminde İkonik göstergeler vardır. Bu ikonlar simgesel gösterge sistemini oluşturur. İda Dağında Yaşamış ZEUS’un şimşekleri, Eros’ın okları, Hera’nın Tavus kuşu tüyü, ki bu tüy kötülüğün göstergesi olarak kullanılır. İda dağı da sahnede kullanılabilecek tek başına bir göstergedir. İkonik göstergelerin doğasına tamamen benzemek gibi bir gerekliliği yoktur. “Ev” yerine onu simgeleyen “ev iskeleti” yapılabilir. Mitolojik kahramanlar buna çok iyi örnektir: İda dağının üzerinde uçusan kahramanlar buna güzel bir örnektir. Tiyatroda Dramatik gösterinin ortaya çıkmasından sorumlu olan yönetmen her hareketin, bakışın, sahne dekorunun ayrıntısını ve makyajın anlamını seyirciye sezdirmek zorundadır. Yönetmenin; bir gösterinin nasıl işlediğini, onun nasıl bir gösterge olduğunu ve istenilen sonuca nasıl uygun olduğunu, olacağını bilmesi gerekir.Yönetmen Sahneye Truva Atını çıkartıyorsa bir amacı ve işlevi olmalıdır. Ya da Antik Dönem anlatılıyorsa sahneye o dönemi çağrıştıracak göstergeler koymak zorundadır. Zincire Vurulmuş Prometheus da illa ki Prometheus olmalıdır. Göstergebilim “sahne metni”yle “gösterinin” birleştiği bir göstergeler bütünü dizgesi olarak görülmelidir. Tiyatro / Dram sanatında sezgisellik vardır. Algılama hem anlık bilince hem de bilinçaltı değerlere dayanır.Örn; Sahneye koyulan bir gülen ve ağlayan yüz dünyanın her yerinde Antik Yunan Komedi ve Tragedyasının göstergesidir.Tiyatroda seyirci Dekora, Kostüme, ayrıca bakmasa da, bilinç altısal bilgileriyle yorumlar; belli bir atmosfer sezinler ve aklına yerleştirir. Tiyatro’nun nasıl bir mekanda temsil edildiği çok önemlidir.Truvalı Helen’in Çanakkale’de çekilmesi ve sahnelenmesi. Tanrıların vatanı diye bir oyun yazılması ve İda dağında sahnelenmesi, Evrensel tanıtımız için gösterge olabilir. Aspendos Tiyatrosunu bu anlamda festivallere açmak ve GÖSTERGE yapmak çok başarılı bir fıkırdır. İda dağını da bu konuma getirilmesi gerekir.Bu nedenle tiyatroda göstergebilimsel çözümleme yapabilmek için “Gösterenin” bir öğesinden yola çıkarak oyunun tamamına bağ kurabilen birimleri en küçük parçalara ayırmak gerekmektedir.
İda / Kazdağında yaşadığı varsayılan mitolojik kahramanlar çok önemlidir. Bu kahramanların her biri göstergedir. Uranos “gök” tanrı, gaia “yer” tanrıça, zeus, hera, apollon plastik sanatlar tanrısı, “Truva atı” göstergedir. Yunan askerlerinin bin pınarlı İda dağının
sık ormanlık olan eteklerinden kestiği odun kütükleriyle Truva atı yapıldı.9 yıl süren Truva Savaşı Truva atı sayesinde kazanılmıştır. Tüm dünyanın bildiği Truva savaşları yabancılar tarafından bir çok kez film olarak çekilmiştir. Yerli yapım yoktur. Ankhises, Aineias, Aphrodite, Herophile, Paris, Athena, Hermes, Eros ”Aphrodite’in oğlu” aşk tanrısı, Ganymedes ölümlü çoban. İda dağıyla ilgili çekilecek her film ve sahnelenecek her oyun İda yani Kazdağı’nı gösterge konumuna getirecektir. İda dağının adını taşıyan ve bu dağda yaşadığı varsayılan her kahramandan ve hikayeden yola çıkarak göstergeler bulunabilir ve sanatsal etkinlikler düzenlenebilir. Zeus Truva Savaşlarını bu dağdan seyreder…İda dağı zeus’un tahtıdır…İda dağı tanrıların tahtı olarak bir göstergedir. Zeus tirandır halkına zulmeder “gücün göstergesi” Zeus’tur. İda / Kaz dağı tanrıların ve tanrıçaların sefa sürdükleri en güzel yer İda zevk ve sefanın göstergesidir. Zeus Truva Savaşlarını bu dağdan seyreder.
İda Dağı Zeus’un Hera’nın Evidir.İda Dağı Tanrıların evi olarak da bir Göstergedir. Dünyanın her yerinde “Prometheus” Sınıf Savaşımını Temsil eder. “Zincire Vurulmuş Prometheus” Göstergedir. Prometheus ZEUS’UN zulmettiği Halka acıyıp Ateşi verir. Zeus Prometheus’u zincire vurdurup kalbini kuşlara yedirtir. İda dağında geçen bir “mit” olan “zincire vurulmuş prometheus” Aıskhylos tarafından tragedya olarak yazılarak, tiyatro tarihine geçer. Ezilen halkın verdiği mücadeleyi ve mücadelenin göstergesi olarak kabul edilen “prometheus” her yıl yurt dışında tiyatro sahnelerine taşınmaktadır.Bilinen ilk politik tiyatro metni olarak kabul edilmektedir. Prometheus’u oynayan oyuncu “Göstergedir” İda dağına bağlandığı düşünülen Zincire Vurulmuş Prometheus her sahnelendiğinde İda dağına, Anadolu’ya gönderme yapılır.
Ülkemizde bu oyun çok az sayıda sahnelenmektedir. Hangi etnik yapıdan ve renkten olursa olsun “prometheus” mücadeleyi simgeler, zaman ilerledikçe “Gösterge” Yani “Zincire Vurulmuş Prometheus” Aynı kalıyor ama Sahneleme Tekniği Çağa Uyum Sağlıyor.Oyunlarda mitolojik göstergeler belirgindir.Kostümler ülkemizde bulunan heykellerdeki kostümlerle aynıdır. Kostümler Gösterge haline getirilmiştir. Oyuncuların jest, mimik ve beden hareketleri İda dağının mitolojik kahramanların tavırlarıyla aynıdır. Oyuncuların jest, mimik ve beden hareketleri İda dağının mitolojik kahramanların tavırlarıyla aynıdır.Aphrodite’in heykeli ve sahnedeki yansıması.Sahnede İda dağının Paris’i ve Aphodite
Sonuç
Dram sanatı sezgisel olan algılamalara, anlık bilince ve bilinçaltı değerlere dayanır. Sonuç olarak Tiyatroda göstergebilimin de; tiyatrocular tarafından gösterilen ve seyirci tarafından algılanan eserin; nasıl bir mekanda nasıl algılandığına dair bir şifre çözümlemesidir. Göstergeler Tiyatro sanatını var eden oyuncu, seyirci, yönetmen üçgeninde ortaya çıkan, Tiyatro Eserini başarıya taşıyan en önemli şifrelerdir.Bu şifreleri; oyun metninden en iyi şekilde bulup çıkaran yönetmen, oyuncu başarılı eserler ortaya koymaktadır.
Kazdağı uluslararası tiyatro festivali düzenlenmelidir. Göstergeler Tiyatro sanatını var eden oyuncu, seyirci, yönetmen üçgeninde ortaya çıkan, tiyatro eserini başarıya taşıyan en önemli şifrelerdir.Bu şifreleri; oyun metninden en iyi şekilde bulup çıkaran yönetmen, oyuncu başarılı eserler ortaya koymaktadır.Böylesine etkili bir tanıtım aracı olan tiyatro sanatı ülkemizin ve Kazdağının tanıtımı için kullanılabilir. Kazdağı gerekli olan tiyatral malzemeye sahiptir.Tiyatro sanatçılarının ilgisi Kazdağına çekilmelidir.Kazdağı ile ilgili tiyatro oyunları yazılmalı bu oyunlar sıklıkla sahnelenmelidir. Bu sayede her antik tiyatronun “yunan” tiyatrosu ve her mitolojik kahramanın da Yunanistan’da yaşadığı gibi bir ön yargı yıkılacak, ülkemizin zengin kültürel mirasıyla beslenen kültürler de bu gerçekliği ortaya koymak zorunluluğunu hissedeceklerdir. ülkemize, sanatımıza, sanatçılarımıza, tiyatrolarımıza, mitolojimize yani kültürel zenginliklerimize sahip çıkmalı, tanıtmalı hak ettiği değeri ulusal ve evrensel anlamda vermeliyiz.Böylesine güzel bir kültürel ekolojik, coğrafik , arkeolojik zenginliklere sahip bir başka Anadolu yok . Güzel ülkemize sahip çıkalım.
KAYNAKLAR
ARİSTOTELES., “Poetika”, Remzi Kitabevi., 5. Baskı s.30. İstanbul Yıl:1997
AYBAR ,Servet.,” Dramaturgide Göstergebilimsel Yaklaşım” htp://www.devtiyatro.gov.tr
NUTKU, Hülya., “Oyun Yazarlığı”, Mitos Boyut Yay., 1.Baskı, s.30, Yıl: 1999
PAVIS,Partice., “Gösterimlerin Çözümlenmesi”, Dost yay. S,33, Ankara, 2000.