Kazdağları


15 Haziran 2008

KAZ DAĞI’NIN ÜSTÜ “ALTIN”DAN KIYMETLİ Mİ?

Kategori Kazdağları Bildirileri – cyasar – 12:40
 
Tam Metin için Tklayınız
 
 

 

 

 

03 Haziran 2008

Balıkesir-Edremit Yöresi Kazdağı Tahtacı Türkmen Topluluklarında Hıdrellez/Hıdrellez in Balıkesir-Edremit Region Kazdağı Tahtacı Turkmen Societies

Kategori Çalıştaylar – cyasar – 07:18

 

 

Alpaslan SANTUR

 

Balıkesir-Edremit Yöresi Kazdağı Tahtacı Türkmen Topluluklarında Hıdrellez/Hıdrellez in Balıkesir-Edremit Region Kazdağı Tahtacı Turkmen Societies

 

Anahtar Kelimeler: Kazdağı Tahtacı Türkmenler, Hıdrellez, Mezarlık Ziyareti “…Hıdrellez günü Mü’minlerin sohbet ve şenlik yapması gereken bir bayramdır. Ölüler ziyaret edilir, ruhları için yemekler hazırlanıp müsait yerlerde samah oynanır, rakı içilir…” (1) Anadolu’da özellikle Tahtacı Alevi gruplar arasında Hıdrellez, vb. belirli günlerde geleneksel uygulamaların merkezini oluşturan mezarlık ziyareti, mezara hediye bırakılması, ölülere yiyecek ve içki sunulması inancının arkasında eski Türk kültürünün izleri görülmektedir. (2) İlgili tarihteki adıyla Kültür Bakanlığı, Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü’nün planlı halk kültürü alan araştırmaları çerçevesinde, 03-16 Mayıs 1999 tarihleri arasında, Balıkesir İline bağlı Edremit İlçesinin Arıtaşı, Kavlaklar, Doyran, Tahtakuşlar, Yassıçalı ve Çamcı Köylerinde gerçekleştirilen bu çalışmada da Hıdrellez kutlamaları ve bu kutlamalar içinde yer alan geleneksel uygulamalar tespit edilmeye çalışılmıştır. Alan araştırması yöntemine göre gerçekleştirilen araştırmada genel olarak görüşme tekniği kullanılmış ve görüşmeler ses bantlarına aktarılmıştır. Ayrıca uygulamalar dolaylı olarak gözlenerek, aynı zamanda fotoğraf ve video çekimleri gerçekleştirilmiştir. (3) Türkiye’de bazı yörelerde genellikle Hızır ve İlyas kültüne bağlı olarak 6 Mayıs tarihinde kutlanmakta olan Hıdrellez Bayramının, (4) konumuzu oluşturan Balıkesir-Edremit yöresi Tahtacı Türkmen toplulukları arasında da, diğer yörelerden ayrılan bazı uygulamalarla birlikte, kutlandığı görülmektedir. Yörede kutlamalar 6-7 Mayıs veya 6-8 Mayıs tarihleri arasında olmak üzere iki veya üç güne yayılmakta, çocukların evleri dolaşarak, yiyecek toplamaları, evlerde kurban (oğlak) kesilmesi, ardından köy mezarlığını ve yatırları ziyaret, burada getirilen yiyeceklerin yenilmesi, akşam köyde bir veya birkaç evde toplanılarak, evlerden getirilen yiyeceklerin topluca yenilmesi şeklinde karşımıza çıkmakta, uygulamalar çeşitli inanışlarla çevrelenmektedir. Hızır-İlyas’ın portreleri, münasebetleri ve fonksiyonları ile ilgili anlatılar, Hıdrellez’in anlamı, kutlama tarihleri, hazırlıkları ve yerleri, kutlamalarla ilgili uygulama ve inanışlar çerçevesinde hazırlanan söz konusu çalışmanın, alandan derlenen slayt ve video çekimleri eşliğinde sunumu planlanmıştır. ___________________________ 1 OCAK, Ahmet Yaşar: İslam-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültü, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1989, 160. S. 2 ER, Piri: Anadolu Aleviliğinde Ölüm, V. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri, Kılıçaslan Matb., Ankara 1997, 181. S. 3 Kültür ve Turizm Bakanlığı, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü, Halk Kültürü İhtisas Arşivi. 4 CİNGÖZ, E. Meltem-Alparslan SANTUR: Türkiye’de Hıdrellez’de Uygulanan Bazı İnanç ve Adetlerle İlgili Bir Atlas Denemesi, Türk Halk Kültürü Araştırmaları, Ankara 1993, 5-23. S. __________ Key Words: Kazdağı Tahtacı Turkmens, Hıdrellez, Cemetary Visit “…Hıdrellez is a festival, when believers should chat and celebrate. Dead people are visited, meals are prepared for their souls and samah is played and rakı is drunk wherever appropriate…” (1) Traces of former Turkish culture are seen behind the belief of cemetery visit, submission of presents to the cemetery, submission of drink and meal to the death, which compose the center of traditional applications during certain days, such as Hıdrellez, etc. within Anatolia, especially among Tahtacı Alevi groups. (2) In this study, realized within Arıtaşı, Kavlaklar, Doyran, Tahtakuşlar, Yassıçalı and Çamcı villages of Edremit province of city of Balıkesir between 03rd and 16th of May under planned folklore site surveys of Ministry of Culture, Folklores Research and Development General Directorate, named during the corresponding date, Hıdrellez celebrations and traditional applications within these celebrations are tried to be determined. In the research, which is realized according to the site survey method, generally interview technique is used and interviews are recorded onto the voice bands. Also, applications are observed indirectly, and photo and video shoot outs are performed. (3) It is seen that Hıdrellez Festival (4), which is celebrated on 6th of May in connection with generally Hızır and İlyas cult in some regions of Turkey, is being celebrated among Balıkesir – Edremit region Tahtacı Turkmen societies, who are composing our subject, together with some applications different from other regions. Celebrations within the region is spread to two or three days between 6th and 7th of May or 6th and 8th of May, and encountered as collection of meals by children with visiting houses, scarifying goat in the houses, then visit of cemetery and entombed saints, eating of brought meals here, meeting within one or more houses within village and collective eating of meals, brought from houses, and applications are surrounded by various beliefs. Presentation of above mentioned study, prepared under Hızır - İlyas’s portraits, relations and functions related narrations, meaning of Hıdrellez, celebration dates, preparations and locations, celebrations related applications and beliefs, is planned associated with slides and video shoot outs, prepared from the site. ____________________________ 1 OCAK, Ahmet Yaşar: İslam-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültürü (“Hızır or Hızır – İlyas Culture within Islam – Turk Beliefs”), Ankara Üniversitesi Basımevi (Ankara University Press), Ankara 1989, Page 160 2 ER, Piri: Anadolu Aleviliğinde Ölüm (“Death in Anatolian Alevis”, V. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri (“Notes of Vth International Turkish Folklore Congress”), Kılıçaslan Matb., Ankara 1997, Page 181 3 Kültür ve Turizm Bakanlığı, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü, Halk Kültürü İhtisas Arşivi (Ministry of Culture & Tourism, Research & Development General Directorate, Folklore Advanced Archive) 4 CİNGÖZ, E. Meltem-Alparslan SANTUR: Türkiye’de Hıdrellez’de Uygulanan Bazı İnanç ve Adetlerle İlgili Bir Atlas Denemesi (“An Atlas Trial Related With Some Beliefs & Traditions, Applied in Hıdrellez in Turkey”), Türk Halk Kültürü Araştırmaları (“Turkish Folklore Researches”), Ankara 1993, Pages 5 to 23.

KAZDAĞI YÖRESİNDE YETİŞTİRİLEN “TÜYSÜZ BEYAZ ŞEFTALİ” ÜZERİNE ÇEŞİTLİ ARAŞTIRMALAR

Kategori Çalıştaylar – cyasar – 07:16

 

 

Mustafa SAKALDAŞ – Kenan KAYNAŞ

 

KAZDAĞI YÖRESİNDE YETİŞTİRİLEN “TÜYSÜZ BEYAZ ŞEFTALİ” ÜZERİNE ÇEŞİTLİ ARAŞTIRMALAR

 

KAZDAĞI YÖRESİNDE YETİŞTİRİLEN “TÜYSÜZ BEYAZ ŞEFTALİ” ÜZERİNE ÇEŞİTLİ ARAŞTIRMALAR Kenan KAYNAŞ1 Mustafa SAKALDAŞ1 1 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü 17020 ÇANAKKALE Tüysüz beyaz şeftali sadece Çanakkale’de özellikle Bayramiç İlçesi’nin Kazdağı köylerinde yetiştiriciliği yapılan ekonomik önemi ise giderek artan bir meyvedir. Benzer özelliklere sahip bir nektarin tipine meyvecilik kaynaklarında rastlanılmamıştır. Yeni bir meyve oluşu, aromatik özelliklerinin üstünlüğü ve muhafaza edilebilme süresi meyveyi dikkat çekici hale getirmiştir. Çanakkale yöresinde daha çok “Evciler Tüysüzü” veya “Tüysüz Beyaz Şeftali” olarak isimlendirilmekte, yöresel pazarlarda ve metropollerde yüksek fiyatlardan alıcı bulabilmektedir. Bu durum son yıllarda bölgedeki meyve üreticilerini bu ürünün yetiştiriciliğine yöneltmiştir. Tüysüz beyaz şeftali ile ilgili yapılan çeşitli çalışmalar sonucunda; tüysüz beyaz şeftali ağaçlarının morfolojik özellikleri bakımından şeftali ve diğer nektarin çeşitlerine çok benzemesine karşın, meyve özellikleri bakımından büyük farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Yapılan seleksiyon çalışmaları sonucunda 11 adet pazarlanabilir tip tespit edilmiştir. Populasyonu üzerine yapılan araştırmalar, bu meyve tipinin kendi içinde de çeşitlilikler gösterdiğini ortaya koymuştur. İncelenen tipleri arasında özellikle pomolojik özellikler bakımından önemli farklılıklar olduğu görülmüştür. Ayrıca; meyvenin hasat sonrası fizyolojisi üzerine araştırmalar yapılmıştır. Bu kapsamda meyveler farklı zamanlarda hasat edilmiş ve farklı sürelerde depolanmışlardır. Bu çalışmanın sonucu olarak da şeftali ve nektarin gibi tüysüz beyaz şeftali de “sert olum” tabir edilen dönemde hasat edilir ve uygun koşullarda depolanırsa, 6 hafta meyve kalite özellikleri kaybolmadan muhafaza edilebilmektedir. Tüysüz beyaz şeftalinin; tat, aroma, meyve yapısı ve depolanabilirlik açısından gelecekte bölge tarımı ve ekonomisine büyük katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Tüysüz beyaz şeftali, Kazdağı, tip, populasyon, depolama SOME RESEARCHES ON “TÜYSÜZ BEYAZ ŞEFTALİ” WHICH İS GROWN IN “KAZDAĞI” REGION Kenan KAYNAŞ1 Mustafa SAKALDAŞ1 1 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü 17020 ÇANAKKALE “Tüysüz Beyaz Şeftali” (white fesh nectarine) is a fruit which is grown only in Çanakkale especially in villages of Kazdağı region. Also its economical importance increases continously. It is not seen in the horticultural sources of a nectarine type which has a similar features. It is called as “Evciler Tüysüzü” or “Tüysüz Beyaz Şeftali” and it is so valuable in local and metropolis markets. For this reason fruit growers in the region have begun to grow up this product. As a result of the researches about “Tüysüz beyaz şeftali”, although “Tüysüz beyaz şeftali” seems similar to the peach and the other nectarine species as morfological features, it is determined big differences about the fruit features. As a result of selection research, 11 marketable types were fixed. At the end of the researches about its population, the variations between the types were seen. Between the types which were invesitgated, big differences between the types as pomological properties were determined. Moreover, some researches were done about the postharvest phsiology of this fruit. In this research fruits were harvested in different times and stored in different storage periods. As a result of this research, if “Tüysüz Beyaz Şeftali” fruit harvest at early mature stage like peach and nectarine and stored at suitable conditions, they can be stored for 6 months without quality losses. For our opininon, because of its taste, fruit structure, aromatic properties and its storage ability ; “Tüysüz Beyaz Şeftali” can supply a lot of contributions about the region economy and region farm. Keywords: Tüysüz beyaz şeftali (white flesh nectarine), Kazdağı (Ida Mountain), type, population, storage

10 Mayıs 2008

KAZDAĞI GÖKNARI (Abies equi-trojani Aschers et Sinten) İLE TOROS GÖKNARI (Abies cilicica Carr.) NIN BAZI EKOLOJİK VE SİLVİKÜLTÜREL ÖZELLİKLERİ BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRILMASI

Kategori Sempozyumlar, Tebliğ Özetleri – cyasar – 12:09

KAZDAĞI GÖKNARI (Abies equi-trojani Aschers et Sinten) İLE TOROS GÖKNARI (Abies cilicica Carr.) NIN BAZI EKOLOJİK VE SİLVİKÜLTÜREL ÖZELLİKLERİ BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRILMASI

Comparison Of Some Ecological And Silvicultural Characteristics Of Kazdağı fir (Abies equi-trojani Aschers et Sinten) and Toros Fir (Abies cilicica Carr.)

 

 

Prof. Dr. H.Ferhat BOZKUŞ

Araş.Gör. Süleyman ÇOBAN

 

İ.Ü. Orman Fakültesi, Silvikültür Anabilim Dalı

bozkushf@istanbul.edu.tr

scoban@istanbul.edu.tr

 

ÖZ

Bu çalışmada; Kazdağı ve Toroslar gibi Anadolu’nun birbirinden oldukça farklı bölgelerinde yayılış gösteren Kazdağı Göknarı (Abies equi-trojani Aschers et Sinten) ile Toros Göknarı (Abies cilicica Carr.), önemli bazı ekolojik ve silvikültürel özellikleri bakımından karşılaştırılmıştır. Bu amaçla her iki türün botanik, ekolojik ve silvikültürel özellikleri tanıtılmış; aralarındaki belirgin farklılıklar ortaya konarak karşılaştırmalara gidilmiştir. İki türün yatay ve dikey yayılış özellikleri, yayılış alanlarında hakim olan iklim tipleri, karışım oluşturdukları türler, büyüme ilişkileri ve nihayet uygulanması gereken silvikültürel işlemler üzerinde durulmuştur. Çalışmanın sonunda bazı öneriler yer almıştır.

Anahtar kelimeler: Kazdağı Göknarı,Toros Göknarı, Ekoloji, Silvikültür.

 

ABSTRACT

In this study; some ecological, silvicultural characteristics were compared of Kazdağı fir (Abies equi-trojani Aschers et Sinten) and Toros fir (Abies cilicica Carr.) which occur naturally in different regions of Anatolia, like Kazdağı and Taurus. For this purpose, botanical, ecological and silvicultural characteristics of both species were defined; clear differences between these species were clarified and then some general comparisons were made between them. The structure of their mixed stands and growth relations with the other species were discussed. According to these results, suitable silvicultural techniques that could be aplied in both of these firs stands were explained and discussed. At the end of the study some Suggestions were mentioned.

Key Words: Kazdağı Fir, Toros Fir, Ecology, Silviculture

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1. GİRİŞ

 

Kuzey yarımkürenin mutedil ve serin bölgelerinde 35-40 türle temsil edilen Göknarlar, yurdumuzda doğal olarak yayılış gösteren 4 türe sahiptir. Bu doğal yayılışları içerisinde Abies taksonları, güney enlemlerinde yüksek dağlık bölgelerde, kuzey enlemlerinde ise daha düşük yükseltilerde ve hatta deniz seviyesindeki yerlerde saf veya karışık ormanlar kurar (Yaltırık ve Efe, 2000). Göknarlar genç yaşlarda piramidal ve orta yaşlarda konik bir tepeye sahip, dalları gövdeye çevrel dizilmiş, herdem yeşil, boylu orman ağaçlarıdır. Göknarlar dış morfolojik bakımdan ayrıma tabi tutulduklarında; kozalak şekilleri, yaprakları, tomurcukları, genç sürgünlerinin tüylü veya çıplak oluşu ve gövde formu gibi özelliklerine bakılmaktadır (Ata,1975). Kazdağı Göknarı, Toros Göknarından kozalak dış pullarında görülen farktan dolayı kolayca ayırt edilir. Abies nordmanniana’dan ise genç sürgünlerindeki ve tomurcuklarındaki farklara bakılarak ayırt edilir. Abies nordmanniana’da genç sürgünler tüylü, tomurcuklar reçinesiz olduğu halde, Abies equi-trojani’de genç sürgünler tüysüz, tomurcuklar hafif reçineli ve daha büyüktür (Ata,1975). Yukarıda değinildiği gibi göknarları morfolojik özelliklerine bakarak birbirinden ayırmak oldukça güç gözükmektedir. Bu nedenle göknar türlerinin ayırım ve teşhisinde en önemli ve değişmez özelliklerin dış morfolojik özelliklerden çok iç morfolojik özellikler olduğu bildirilmektedir. Aytuğ’un Türkiye göknarları üzerinde yaptığı araştırmasında, 4 göknar türümüze ait iç morfolojik özelliklerin büyük ölçüde farklılığı, özellikle öz ışınlardaki hücre adedi ve maksimum yükseklikleri bakımından olan fark, açık şekilde görülmektedir. Bu iki göknar türümüzde;traheidlerde ard arda gelen kenarlı geçitler çiftinin sayısı Abies cilicica’da 2 olduğu halde, Abies equi-trojani’de 6’dır. Öz ışınlarda maksimum yükseklikler Abies cilicica’da 490 mikron, Abies equi-trojani’de 720 mikrondur. Öz ışınlardaki hücre adedi Abies cilicica’da 28, Abies equi-trojani’de 53’dür (Ata,1975).

Toros Göknarı; bilhassa her yönden uygun yetişme muhitlerinde (kuzey bakı+dere tabanları+sel yatağı+basen denilen derin topraklı ve kazan şeklindeki çukurlar) 40-42 m’ye kadar boy, 1,5 metreye kadar çap yapabilir ve kazık kökün çürümesi yüzünden devrilmediği hallerde 250-300 yaşlarına ulaşabilir. Kazdağı Göknarı, genellikle 70-90 yaşında 50-60 cm çap ve 25-33 m boy yapar. Tespit edilen en yaşlı Kazdağı Göknarı 130-140 cm çapında, 32-33 m boyunda 140-180 yaşındadır (Ata, 1975). Toros Göknarı da Kazdağı Göknarı gibi düzgün ve dik gövdelere sahiptir ancak dolgun değildir. Toros Göknarının kabuk rengi, gri veya koyu gri ile uzaktan titrek kavağı andırır şekilde ağaran boz bir renk tonu arasında değişir. Kazdağı göknarının kabuk rengi, parlak gridir. Her iki göknar türünün kabuğu ince ve başlangıçta pürüzsüz olduğu halde ileri yaşlarda dip tarafında kabuk çatlaklı ve pulludur.

Göknarların sürgün uçlarındaki tomurcuk sayısı sürgünün zayıf veya kuvvetli, gölgede veya ışıkta oluşuna göre; Toros Göknarında ortalama 3 olmak üzere, 1-4 arasında değişirken Kazdağı Göknarında 5 veya ender olarak 7 tomurcuk bulunur. Toros göknarında tomurcukların reçine miktarı ve genç sürgünlerin tüylülüğü konusunda Flora of Turkey’in 1. cildinde iki alt tür görüşüne paralel olarak bir farklılık söz konusudur. Bu durum Toros Göknarının Göksu nehrinin batısında kalan yayılış alanlarında tomurcuklar bol reçine ile kaplı ve pullar çıkıntısız, genç sürgünler ise genellikle tüysüz olup parlak bir durum göstermektedir. Göksu nehrinin doğusunda ise tomurcuklarda ya hiç reçine bulunmaz yada tomurcuk pulları arasında pek az bir reçine söz konusudur. Genç sürgünler ince tüylerle kaplı haldedir ve parlak da değildir (Bozkuş,1988). Kazdağı Göknarının tomurcukları ise hafif reçine takakası içerir. Genç sürgünler tüysüz, açık parlak kahverengindedir ve daha sonraları parlak gri renk alırlar.

Göknar türleri, iğne yaprakların alt yüzünde belirgin iki stoma bandına sahiptir. Bu özelliğiyle iğne yapraklar bakımından büyük bir benzerlik gösterdiği Taxus’lardan ayırt edilebilir. Bu iki göknar türünün iğne yaprakları karşılaştırıldığında; Kazdağı göknarının iğne yapraklarının koyu yeşil, Toros Göknarının ise parlak açık yeşil renkte olduğu görülür. İki türde de iğne yaprakların sürgüne dizilişi, ışık entansitesinin azalmasıyla tarakvari bir durum arzederken üst dallarda ve bol ışık alan yerlerde sarmal bir diziliş ve yukarı doğru kıvrık bir yapı göze çarpar.

Göknarlarda erkek çiçekler sarı veya kırmızı renkte oval bir kozalakçık şeklindedir, tepenin altındaki alt dallar veya bir önceki seneye ait sürgünler üzerindeki tomurcuklardan gelişirler. Dişi çiçekler tepenin alt dallarında geçen seneki sürgünler üzerinde oluşurlar. Çoğunlukla uca doğru daralan silindirik biçimli dişi kozalak bir çok puldan oluşmuştur (Yaltırık ve Efe, 2000). Kozalaklar Nisan sonları ile Mayıs ayının ilk haftasında belirmeye başlarlar. Gelişen her iki türün kozalaklarında iki ayrı renk olduğu tespit edilmiştir. Biri yeşil kozalaklar, diğeri ise kırmızı-kahverengi kozalaklardır. Yeşil renkli kozalaklar kırmızı-kahverenkli kozalaklara oranla daha küçük olmasına karşın, sayı itibariyle yeşil renkli kozalaklar çoğunluktadır. Kozalakların ağaç üzerinde duruşu Sedirde olduğu gibi, Ladinin aksine, döllendikten sonra dik vaziyettedir. Kazdağı Göknarının kozalak dış pulları Abies nordmanniana ve bornmüllerianada olduğu gibi, A. cilicicanın aksine, iç puldan daha uzun ve ucu sivri vaziyette aşağı doğru kıvrıktır (Ata,1975). Kozalaklar eylül sonlarında ve ekim ayı başlarında olgunlaşır. Kozalaklar tamamen olgunlaştıktan kısa bir süre sonra (bir ay içinde) tamamen dağılır. Kozalak eksenleri yıllarca dallar üzerinde kalabilmektedir. Göknarlarda bol tohum yılları 2-3 yıl aralarla oluşur. Kazdağı Göknarı 3 yılda bir, Toros Göknarının 2 yılda bir bol kozalak tuttuğu tespit edilmiştir (Ata 1975, Bozkuş 1988). Göknar türlerinin tohumlarının 1000 tane ağırlıkları arasında pek bir fark olmamasına karşın Abies cilicica tohumları diğerlerine nazaran biraz daha büyük, dolayısıyla daha ağırdır (Saatçioğlu,1967).

Göknarlar gençlikten itibaren yürek kök yapma kabiliyetindedir, ancak Toroslarda olduğu gibi kök sistemi ana kayaya bağlı olarak şekillenmektedir. Çimlenen fidecikler, başlangıçta çok hızlı bir gelişmeyle derinlere doğru inen kök sistemi yaparlar. Ancak, kazık kök erken denebilecek yaşlarda çürümekte ve bu nedenle her iki göknar türünde de devrilmelere sıkça rastlanmaktadır.

2- KAZDAĞI GÖKNARI VE TOROS GÖKNARININ TÜRKİYE’DEKİ DOĞAL YAYILIŞLARI

2.1. Kazdağı Göknarının Türkiye’deki Doğal Yayılışı

Kazdağı Göknarı, Anadolunun Kuzey batısında Biga yarımadasının dağlık mıntıkası olan, genel olarak Kazdağları dediğimiz dağlar üzerinde bulunmaktadır (Şekil 1). Kazdağlarının en yüksek tepesi 1767 m ile Babadağın hemen doğusundaki Kartaltepe’dir. Bu tepeden kuzey, kuzey doğu ve doğu yönde uzanan sırtlar bazen alçalıp bazen yükselerek Kazdağlarını meydana getirirler. Kazdağlarındaki bu sivri noktalar birbirinden 30-40 km mesafededir. Gürgendağı (1343 m), Katrandağı (1300 m), Eybekdağı (1295), Susuzdağı (1000 m) ve Eğrikabaağaç dağı (800 m) dir. İşte Abies equi-trojani Kazdağlarında böyle birbirinden oldukça uzak mesafelerdeki tepelerin kuzey yamaçlarında küçük alanları kaplar. Kazdağlarında Göknar, yalnızca sivri tepelerde ve dere yataklarında bulunmaktadır. Göknar alanları arasında devamlılık (irtibat) söz konusu değildir. Kazdağlarında parçalı ve devamlı olmayan bir Göknar yayılışı söz konusudur.

Kazdağı Göknarının Kazdağlarında birbiriyle bağlantısı olmayan 6 ayrı yerde yayılmış olduğu tespit edilmiştir (Ata, 1975).

a- Kalabak tepe eteğinde (karanlık dere), sadece kuzey bakıda, 1200-1650 metreler arasında Karaçam ile karışık vaziyette Kazdağı Göknarı bulunmaktadır.

b-En geniş yayılışını 1250 ha ile Gürgendağında yapmaktadır. Göknar burada büyük kısmı itibariyle Karaçamla karışmaktadır. Karışıma yer yer kayın da girmektedir. Göknar esas olarak kuzey bakılarda olmakla beraber 1200 m den sonra küçük sahalar halinde güney bakılara da geçmektedir. Burada yayılış dere içlerinde 450-500 m ye kadar inmektedir, fakat asıl yayılış 1000-1434 m ler arasındadır.

c- Eybekdağı ve Atyakasında kuzey bakılarda Göknar çok dağınık bir yayılış göstermektedir. 700-1295 m yükseklikler arasında Meşe, Karaçam ve Göknar karışık meşçereleri bulunmaktadır. Göknar dere içlerinde 400 m ye kadar inmektedir.

d- Susuzdağda Göknar, Karaçam ve Meşe ile ve bazı sahalarda da kayın ile kuzey bakılarda, 650-1000 m ler arasında oldukça dağınık bir vaziyette bulunmaktadır.

e-Eğrikabaağaç dağında 650-800 m ler arasında, kuzey bakıda Göknar, Karaçam, Meşe ve Kestane ile 410 hektarlık bir saha üzerinde toplu halde bulunmaktadır.

f- Ağıdağında, dere içlerinde ve yamaçlarında 150 hektarlık bir sahada Göknar, Karaçam ve Meşe ile karışık vaziyettedir (Ata, 1975).

 

Şekil 1. Kazdağı Göknarının Doğal Yayılışı (Ata, 1975)

Figure 1. Natural Distribution Of Kazdağı Fir (Ata, 1975)

 

2.2. Toros Göknarının Türkiye’deki Doğal Yayılışı

Toros Göknarı, doğal yayılışını Türkiye’nin güneyinde, Akdeniz orman bölgesinde; büyük kısmı itibariyle sarp, yüksek ve karstik araziler halinde batı ve orta Toros silsileleri ile Amanos (Gâvur) dağları üzerinde yapmaktadır (Bozkuş 1988).

Toros Göknarının Türkiye’deki ormanları, batıda Bucak yörendeki Katran (1650 m) ve Kırkok (Karlık tepe-1750 m) dağlarından başlayıp, doğuda K.maraş’ın kuzey doğusunda Öksüz dağı dolaylarına kadar uzanan; güneyde yüksekliği en az 1350-1650 m’ler arasında bulunan sahil dağlarından (Gülen dağı 1621-m, İledin dağı-1496 m, Tekne dağı-1499 m, Karatepe dağı1650 m, Kaş yaylası-1450 m, Boztepe dağı-1350 m, Atdağı 1360 m v.s.) kuzeyde step sınırı yakınlarına kadar (Davras dağı, Sultan dağları, Küpe dağı-2551 m, Zindan dağı, Bolkar torosları, Aladağlar-3960 m, Bakır dağı-2771 m, Aygörmez dağı-2072 m, Binboğa dağları-2856 m, v.s.) ulaşan milyonlarca hektarlık Akdeniz orman rejyonunun (genellikle kuzey bakılarda 1100-1250 m’lerden, güney bakılarda 1450-1550 m’lerden itibaren) hemen bütün yüksek orman basamaklarını (Akdeniz yüksek dağ iklimi, Kontinental Akdeniz iklimi) kaplamaktadır.

Bir ağaç türünün silvikültürel özellikleri hakkında karar verebilmek için, o ağaç türünün meşçere içindeki büyüme ilişkilerinin ve silvikültürel- ekolojik istekleri (sıcaklık, rutubet, ışık, toprak v.s.) nin bilinmesi gereklidir (Ata, 1975; Bozkuş, 1988).

 

 

 

 

3. KAZDAĞI VE TOROS GÖKNARININ EKOLOJİK VE SİLVİKÜLTÜREL ÖZELLİKLERİ İLE KARIŞIK MEŞÇELERİNDEKİ BÜYÜME İLİŞKİLERİ

 

3.1. Kazdağı Göknarının Ekolojik ve Silvikültürel Özellikleri

Kazdağı Göknarının yayılış alanını oluşturan Kazdağları, Anadolunun kuzey batısında Biga yarımadasının 39˚ 45’-39 55’ kuzey enlem ve 26˚ 45’- 27˚ 05’ doğu boylamları arasında yer almaktadır. Bu yayılış alanı kuzeyinden Marmara denizi, güney ve batısından Ege denizi ile çevrilidir. Fakat göknarın bulunduğu alan, denize en yakın noktada bile 20 km’den daha uzaktır. Jeomorfolojik oluşum bakımından orta dağlık (500-1600 m) araziler üzerindedir. Marmara denizinden çok Ege denizine yakın olan Göknar alanları, dağların kuzey yamaçlarındadır. Akdeniz iklimi etkisindeki güney yamaçlarında göknar bulunmamaktadır. Türkiye’nin makro iklim bölgelerine göre , Kazdağının güney etekleri asıl Akdeniz iklimi etkisi altında olduğu halde, kuzey kısımları Akdeniz ikliminin Marmara iklimi tali tipi alanına girmektedir. Ege ve Marmara denizinden gelecek yağışları engelleyen doğal engebeler yoktur.

 

Tablo 1. İklim özellikleri (Mayer ve Aksoy, 1988).

Table 1. Climate Characteristics (Mayer and Aksoy,1988).

 

İstasyon

 

Yükselti

(m)

Sıcaklık (˚C)

Yağış (mm)

Yıllık

I

VII/VIII

Fark

Yıllık

İlkbahar

Yaz

Sonbahar

Kış

Edremit

21

16,4

6,9

26,4

19,5

739

154

21

185

379

Balıkesir

147

14,6

4,9

24,6

19,7

609

150

44

132

283

Gökçeada

71

15,2

6,6

24,0

17,4

759

146

41

184

388

Çanakkale

3

14,9

6,0

24,7

18,7

629

134

40

159

296

 

1500 metrenin üzerinde istasyon bulunmadığından, Tablodaki veriler yalnızca vadiler ve alçak dağlar için geçerlidir. Ancak bir fikir vermesi bakımından önemlidir (Mayer, Aksoy; Türkiye Ormanları,1988).

Erinç’in Türkiye’deki yapmış olduğu makro iklim tiplerine göre Kazdağı Göknarı yayılış alanı, IIIb harfleriyle ifade edilen Akdeniz ikliminin Marmara tali tipine girmektedir. Diğer göknar türleri gibi dağlık alanlarda bulunan Kazdağı Göknarı, bunlara kıyasla daha alçak yüksekliklerden (550 m) başlayıp, çok yükseklere çıkmamaktadır (1600 m).

Makro iklim tipleri bakımından karşılaşma yapıldığı taktirde Kazdağı Göknarının yayılış alanlarının kurak devrelerinin diğer kuzey göknar yayılış alanlarına göre daha uzun olduğu görülmektedir. Toros Göknarına göre ise daha kısadır.

Kazdağı Göknarının çeşitli yayılış alanlarında gınays, Diorit-amfibolit, diorit ve andezit, şist gibi farklı anakayalar üzerinde bulunması bu ağaç türünün belirli bir anakayaya bağlılık göstermediğini ifade etmektedir. Kazdağı göknarının saf ve karışık meşçerelerinde ölü örtü birikmesi tespit edilmemiştir. Ancak kayınının çoğunlukla bulunduğu bazı sıkışık kapalılıktaki meşçerelerde, kayın yapraklarından oluşan 8-10 cm kalınlıkta ayrışmamış ölü örtünün bulunduğu görülmektedir. Göknarın Karaçamla karışım gösterdiği meşçerelerde bir ölü örtü birikmesi görülmemekte, humus tipi genellikle mull tipinde bulunmaktadır (Ata,1975).

Kazdağı Göknarının gençliği daha ilk yaşlarda, normal bir gelişme gösterebilmesi için %50-60 ışık isteğindedir. %10-30 ışık entansitesinde fidanlar yaklaşık olarak 1-1,5 cm lik boy sürgünleri yaptığı halde, bu oranın %50-60’ın üzerine çıktığında, sürgünlerin bir yılda 8-15 cm ye çıktığı tespit edilmiştir. Bu ışık entansitesi ise, 0,6-05 kapalılık derecesine tekabül etmektedir. Don ve kuraklık tehlikesinden korkulmayan yerlerde meşçereyi 0,4 kapalılık derecesine kadar gevşetmekte sakınca yoktur (Ata,1975).

Gençlikten itibaren siper altında kalan göknar gençlikleri kayda değer bir boy ve çap gelişmesi yapmamaktadır. Siper altında uzun yıllar yaşamını sürdürmesine rağmen gelişme gösterebilmesi için gerekli ışığa kavuşturulması gerekmektedir. Normal ışık entansitesinde büyüyen Kazdağı Göknarı gençliklerinin iyi ve kötü yetişme muhitlerindeki gelişme çağlarına karşılık gelen yaşlar aşağıdaki tabloda verilmiştir.

 

Tablo 2. Kazdağı Göknarının Doğal Gelişme Çağları (Ata, 1975).

Table 2. Natural Growth Ages of Kazdağı Fir (Ata, 1975).

 


Çağlar ve 1,30 m deki çaplar

 

 

 

Gençlik

 

0 cm

Sıklık

 

-7 cm

İnce direklik

8-10 cm

Kalın Direklik

11-20 cm

Ağaçlık

21-50 cm

Yaşlı meşçere

 

Yetişme ortamı

 

 

İyi

Doğal gelişme çağlarında ortalama yaşlar

10

15

20

25

50

80

Kötü

15

25

35

50

70

100

                 

 

Kazdağına çıkarken , 550-1000 metreler arasında önce Meşe daha sonra Kestane görülmektedir. 650 m de Karaçam başlamakta ve 1650 m de orman sınırına kadar çıkmaktadır. Bu sınır iklimden çok topoğrafik yapı, özellikle elverişsiz toprak şartının yarattığı bir sınırdır.

Kazdağı göknarının yayıldığı alanlarda Karaçam (P. nigra Arnold. Var. Pallasiana), Kayın (Fagus orientalis Lipsky.), Meşele (Quercus spp. L.) ve Kestane (Castanea sativa Mill.) gibi türler yanında, Gürgen (Carpinus betulus L.), Titrek kavak (Populus tremula L.), Akçaağaç (Acer campestre L.), Sorbus torminalis (L.) Crantz., Evonymus latifolius (L.), Miller., Kızılağaç (Alnus glutinosa (L.) Gaeerth subsp. glutinosa), Salix idea Görz., Ardıç (Juniperus communis L.), Taxus baccata L., Fındık (Corylus avellana L.), İlex aquifolium L. türleri bulunmaktadır. özellikle dere içlerinde Kızılağaç, Gürgen, Çınar (Platanus orientalis L.) çok miktardadır.

Kazdağı Göknarı, doğal yayılış alanlarında, uygun şartlar bulduğu her yerde kolayca gençleşebilen bir ağaç türüdür. Bu tür Karaçam, Kayın ve Meşeye kıyasla , doğal gençleşme bakımından daha kolay gençleşebilen bir türdür. Göknarın bulunduğu bir meşçerede, eğer meşçereye biraz ışık giriyorsa, hangi türle karışık olursa olsun mutlaka göknar gençliği altta yerleşmektedir. Kazdağlarında, karaçamla karışık Kazdağı Göknarı meşçerelerinde, Göknar karaçamı alandan uzaklaştırmaktadır. Bu nedenle kazdağlarında, doğal gençleştirmesi en kolay ağaç türümüzdür.

3.2 Kazdağı Göknarının Karaçam ile Karışık Meşçerelerinde Karşılıklı Büyüme İlişkileri

Kazdağı Göknarının yayıldığı alanlarda, saf meşçereleri yok denecek kadar azdır. Bu tür, Karaçam (Pinus nigra Arnold.), Kayın (Fagus orientalis Lipsky), Meşe türleri (Q. Pedunculiflora C. Koch, sessiliflora Salisb., conferta Kitt., aegilops L.,pubescens Willd., infectoria Oliv. Cerris L.) ve Kestane (Castanea sativa Mill.) ile karışımlar yapmaktadır. Fakat bu ağaç türleri içinde en çok Karaçamla karışık meşçereler oluşturmaktadır. Bu bakımdan karışımda, Karaçam ile Kazdağı Göknarının karşılıklı boy gelişmesine ait tespitler silvikültürel açıdan büyük önem taşımaktadır. Bir türün artım ve büyüme kanunları içinde; çap artımı, göğüs yüzeyi artımı, şekil değişmesi, hacim artımı ve hacim yüzdesinden çok, silvikültür için boy artımı esas konuyu teşkil etmektedir. Gençleştirmeye alınan bu gibi meşçerelerde karışımın devamı için ağaç türlerinin hangi yaşlarda hangi boya geldiği dolayısıyla gelişme seyrine göre, gençleştirme metodu tespit edilebilir. Ayrıca kesime olgunluk çağına gelmiş, gençleştirmeye alınacak bir meşçereyi tespit için de, ağaç türlerinin hangi yaşta hangi çapı elde ettiği önemlidir.

Kazdağı yöresinde 60 ağacın gövde analizine dayanan tespitlerde; çeşitli yetişme muhitlerinden alınan yan yana büyümüş Karaçam ile Kazdağı Göknarının boy gelişmesinin daima Karaçamın üzerinde seyrettiği tespit edilmiştir. Karaçam gençlik çağında (ilk 5-10 yıl) Kazdağı Göknarından biraz daha hızlı büyümekte, fakat 10-20 yaşından sonra Göknar çamın üzerine çıkmakta ve devamlı olarak üstün bir seyir göstermektedir. Ağaç katında göknar 90 yaşında 25-30 m boy yaparken, karışıma katılan Karaçam aynı boya ancak 130-160 yaşında ulaşmaktadır. Göknarla çam arasındaki bu gelişme farkı o kadar açıktır ki Göknar 42-70 yıl sonra Çamın altına geldiği halde, 70 90 yıl içinde Çama, boy ve çap bakımından yetişmekte ve onu geçerek ara ve alt duruma getirmektedir. Kazdağı Göknarı, 70-90 yaşında 50-60 cm çap yaptığı halde, bu çapı Karaçam ancak 130-140 yaşlarında yapabilmekte veya bu çapa yetişememektedir. Kazdağı Göknarı ile Karaçam aynı zamanda aynı alana gelecek olursa, ancak 30-40 yıl bir arada yaşayabilme olanağını bulmakta ve daha sonra ara ve alt tabakaya itilen Karaçam alandan uzaklaşmaktadır.

Kazdağı Göknarının tüm yayılış alanlarında yaş-boy ilişkilerinde Kazdağı Göknarı, her zaman Karaçamın üzerinde yer almaktadır. Ancak bu fark iyi yetişme ortamlarında artarken, kötü yetişme ortamlarında azalmaktadır. Bu bakımdan iyi ve kötü yetişme ortamlarında gençleştirme metodları seçerken, göknarının iyi yetişme ortamlarındaki bu üstün büyüme seyri göz önünde tutulmalıdır.

3.3. Toros Göknarının Ekolojik ve Silvikültürel Özellikleri

Toros Göknarı, Akdeniz orman mıntıkasında yüksek ve sarp Toros silsileleri üzerinde 30˚41′ (Bucak Katrandağı)- 37˚17′ (Maraş Öksüz dağı) doğu boylamları ile 36˚12 (Gazipaşa-Karatepe dağı)- 38˚33′ (Kayseri Aygörmez dağı) kuzey enlemleri arasında yer almaktadır. -Serin ılıman kuşak- (Çepel,1983, s. 24-25).

Toros Göknarının yayılış alanları jeomorfolojik arazi oluşumu bakımından orta dağlık (500-1600 m) ile yüksek dağlık ( 1600 m den yüksek) araziler üzerindedir. Bu araziler üzerinde genellikle sert geçen kışlar ve nispeten serin yazlar ile tipik Akdeniz ikliminden oldukça farklı "Akdeniz yüksek dağ iklimi" hakim bulunmaktadır (Bozkuş,1988).

Toros Göknarının vejetasyon süresi, Rubner’in ortalama +10˚C esasına göre 6-8 ay arasında değişmektedir. Ancak, Toros Göknarının yayılış başlangıcı (1200 m’ler) ile optimum yayılışını yaptığı yükseltiler (1500-1600 m’ler) göz önünde tutulursa bu sürenin daha kısa olacağını kabul etmek gerekir. Nitekim, yapılan gözlemlerde Toros Göknarı meşçerelerinde vejetasyon devresinin ortalama olarak 15 Mayıs ile 15 Ekim tarihleri arasında yaklaşık 5 ay kadar devam ettiği tespit edilmiştir.

Toros Göknarı, Kuzey Anadolu Göknarlarına nazaran daha sıcak ve kurak bir bölgede yayılış göstermektedir. Ancak bu bölgenin sıcaklık ve yağış bakımından en elverişli olan yüksek serin ve nemli kısımlarında yer almaktadır. Bu yüzden yayılışının alt sınırı oldukça yüksektir.

Toros Göknarı gençlik çağında mutlak bir siper ihtiyacındadır. Beraber yayılış gösterdiği Sedir ve Karaçamın aksine Toros Göknarı açık alanlarda gençleşememekte, ancak kendi siperi yada diğer türlerin siperi altında gençleşebilmektedir. Toros Göknarı fidecikleri yaklaşık %1 ışık alan kapalı meşçere siperi altında çimlenebilmesine karşılık, bu ışık entansitesinde 2 ‘nci yaşın içinde gelişim gösteremediğinden ölerek alandan uzaklaşmaktadır. Toros Göknarı açık alan koşullarında bölgede özellikle kuraklığın kritik faktör olması nedeniyle gençleşememekte ve başlangıçta sipere mutlak bir ihtiyaç göstermektedir. Ancak, bu ihtiyaç koyu bir siper halinde ve sürekli olmamalıdır. Gençliğin iyi bir gelişme yapabilmesi için ışığa olan ihtiyacı, biyolojik istiklalin kazanılmasına kadar zaman içinde süratle artmaktadır. Göknar gençliğinin, Karaçam ve Sedir meşçereleri altında, kendi siperine nazaran çok daha iyi ve sağlıklı gelişmesi, daha yüksek ve uygun ışık entansitesini ancak bu türler altında bulabilmesindendir (Bozkuş,1988).

Toros Göknarları genellikle balçıklı topraklar üzerinde gelişmektedir. Bu özellik yararlanılabilir su biriktirme kapasitesi yönünden önemlidir. Çimlenme olayı ile birlikte kökünü çok hızlı bir şekilde derinlere doğru geliştirir. Öyle ki, daha çenek yaprakları üzerindeki kanatlı tohum kabuğu düşmeden (Mayıs ayı ortası) kökün mineral toprak içindeki uzunluğu 10-20 cm’ye ulaşır. 1 yılın sonunda kökün ulaştığı derinlik genellikle 20-25 cm’yi bulur. Toros Göknarı fideciğinin bu şekilde hızlı bir kök gelişmesi yaparak mineral toprağa ulaşması, yaz kuraklığını atlatması bakımından çok önemlidir. İleriki yaşlarda kazık köklerin yanlarında yan köklerin gelişmesi devam eder. Yayılış alanlarında çeşitli nedenlerle devrilmiş bulunan Göknarların kökleri incelendiğinde 0,5-1,5 m uzunluğundaki kazık kökün çürümüş olduğu tespit edilmiştir (Bozkuş, 1988).

3.4 Toros Göknarının Saf ve Karışık Meşçerelerinde büyüme ilişkileri

Toros Göknarının bir veya daha fazla türle yaptığı karışımların en önemlileri Sedir ve Karaçamla yaptığı karışımlardır. Yapılan tespitlere göre gençlik çağından itibaren yaş boy gelişmesi bütün yetişme muhitlerinde belirgin bir şekilde Sedir ve Karaçamın altında seyretmektedir. Göknarın, Sedir ve Karaçama göre bu boylanma geriliği gençlik çağlarında yavaş büyümesinden kaynaklanmaktadır.

 

 

Şekil 2. Abies cilicica’nın Gövde Kesiti (Bozkuş, 1988).

Figure 2. Cross-Section Of A Kazdağı Fir Trunk (Bozkuş, 1988).

 

Göknar, Karaçama nazaran ilk 55 yılda, Sedire nazaran ilk 45 yılda oldukça yavaş bir büyüme göstermekte, bu yıllardan sonra boy artımı her iki türün boy artımına ulaşmakta ve daha sonraki yıllarda ise Göknarın boy artımı bunları az miktarda geçmektedir. Tipik bir gölge ağacı olan Göknar bu özelliklerinden dolayı sahadan uzaklaşmaz ancak karışık meşçerelerinde ara ve alt tabakada sekonder bir meşçere görüntüsü verir.

Toros Göknarı başlangıçta oldukça yavaş büyümesine karşılık 40-45 yaşlarından itibaren birden hızlana bir büyümeye ulaşmakta ve bu hızlı büyüme periyodu 75-80 yaşlarına kadar 30-40 yıl devam etmektedir. Bu özellik, uzun yıllar (30-40 yıl hatta 110 yıl kadar) baskı altında kalan Göknar fertlerinde bile kaybolmamakta, baskının kalkmasıyla uygun ışık koşulları elde eden Göknarın gecikerek de olsa birden büyümesini artırdığı görülmektedir (Şekil 2). İyi ve kötü yetişme ortamlarında Toros Göknarının çeşitli doğal gelişme çağlarına ulaşabildiği süreler

 

 

Kazdağı Göknarına göre yaklaşık bir misli uzun olmaktadır (Tablo 3).

 

 

Tablo 3. Toros Göknarının Doğal Gelişme Çağları (Bozkuş,1988).

Table 3. Natural Growth Ages Of Toros Fir (Bozkuş,1988).